top of page

AHİRZAMAN MEHDİSİ MUHAMMED HIÇĞİL BİYOGRAFİSİ


 

Adı Soyadı                 : Muhammed Hıçğil (Muhammed El Mehdi)

T.c. Kimlik no             : 3542542521-01

Baba Adı                    : Zeynep bin Abidin

Anne Adı                    : Ayşe

Doğum Tarihi ve Yeri: 23.09.1973 - Medine

Memleketi                  : Medine - Al Furaysh - As Sadayir

Muhammed Hıçğil aslen Medine nin merkezine bağlı olan Furaysh ilçesinde olan Sadayir kasabasında yaşamaktadır.

Muhammed Hiçğil Furaysh lisesinden mezun olmuştur. 

Muhammed Hiçğil liseyi bitirince imamlığa başvurmuş ve 2003 yılında Furaysh As Sadayir Mescidinde imamlığa başlamıştır. Halen imamlığa devam etmektedir. 

 

Öğrenimi

Lise - Furaysh Lisesi

Görevi

İmam - Furaysh As Sadayir Mescid (2003 -...) 

 

Dini Eğitimi

  • Furaysh Lisesi

  • Kur' an-ı Kerim (Hafız) 

  • 3000 Hadis-i Şerif (Hafız)

  • İslam İlmi (%94)

 

Eserleri

Günahtan çok korkan Muhammed Hiçğil yanlış bir tefsir yapıpda günaha girmemek için ve Halifelikten dolayı kendi yazacak vakti olmadığı için kendi tefsir yazmamıştır. Ayrıca hafız olduğu için yazmaya gerek görmemiştir. 

Bunun yerine Mehdi Adam' in Fıkıh ına yardım etmeyi seçmiştir.

Hafızlık yeterlidir…

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SİMASI

 

Beni İsrail Siması

Yahudilikte tanrı algısı (antropomorik) insan benzeri bir algıdır. Yahudi tanrı algısında Tanrı zaman-zaman insana dönüşür ve beşeri vasıflar taşır. Mesela insan’ı yarattığı için pişman olur. (Tekvin: 6: 5-7.) Hz. İbrahim’in hanımı Sarah’ı hamile bırakır. (Tekvin:21-1-2.)

Yakup ile güreşir yorulur ve dinlenir. Ve Yakup’a üstünlük verilir. Beni İsrail lakabını oradan aldığını idda ederler.

Kuran’da beni İsrail,17 yerde geçer. Ey israiloğulları olarak 2 yerde geçer.

Beni İsrail, Hz Yakup’un lakabıdır. Hz Yakup Yüce Allah tarafından Seçilmiş seçkin insan demektir. Beni İsrail, İsrailoğulları 12 kabilenin tümüne de denir. O cağın üstün milletli demektir.

Doğrusu onları, akıl sır ermez ilahi bir bilgiye istinaden çağdaşları olan tüm toplumlar içerisinden böyle seçmiştik.   Ve onlara sınav olduğu ayan açık belli olan mucizevî işaretler vermiştik. (44-Duhan/32-33.)

 

YORUM                         :

Beni İsrail demek oluyor ki, Hz. Yakup un lakabıdır. 

Beni israil siması da budur.

Peygamber efendimiz ve Mehdi beni İsrail simasından olduğuna göre Demek ki Hz. Yakup a benzerler. 

Işte Mehdi de Peygamber Efendimizin simasındandır.

İLM-I CİFR VE EBCED HESABI NEDİR?

 

Cifir ilmi gizli ilimlerdendir. Az kişiye hitab etmektedir. İman ve Kur’an hakikatleri ise, herkese seslenmektedir. Hem herkesin onlara ihtiyacı vardır.

İlm-i cifr, ansiklopedilerde, "gelecekte vuku bulacak olayları değişik metotlarla öğrettiğine inanılan ilmin adı" olarak tanımlanır.

[1] Hz. Ali ile Cafer es-Sadık'a nisbet edilen eserlere de genellikle "el-Cifr" denilmektedir. Sosyolog İbn Haldun'a göre ilm-i cifr, bir disiplinden ziyade, şahsi kabiliyetle alakalıdır. Mukaddime adlı eserinde ilm-i cifrin ilham ve keşif ile ilişkisi üzerinde durmuştur.

[2] Haldun'a göre cifr ilmi sadece belli birikim ve kabiliyet sahibi olan insanlar tarafından kullanılırsa doğru sonuç verecektir. Aksi halde yanlış bilgilendirmelere neden olabilmektedir. Kısaca, İbn-i Haldun, cifrin ilim olmaktan ziyade bir nasip ve şahsi kabiliyet meselesi olduğu üzerinde durur.

Kâinattaki düzene ilgisiz kalamayan insanoğlu, kâinatın matematik düzeni ile varlık alemi arasında ilişki kurmuştur. Keldaniler, Asurlular, Babiller, Mısırlılar ve hatta Yahudiler ve Hıristiyanlar arasındaki ilim erbabı, çeşitli yöntemlerle kâinatın sonu ve durumu, devletlerin akıbeti gibi konularda yorumda bulunmuşlardı. İlkçağ filozoflarından Pisagor, varlıklarla sayılar ve geometrik şekiller arasında kesin ilişkiler bulunduğunu savunmuştur. Yahudi mistik hareketi olan Kabala ve Tevrat'ın Batıni yorumunu ihtiva eden Zohar'da harflerin sırlarına dayanan bir ilimden söz edilir. Yaygın kanaate göre Kabalistlerin en önemli kitaplarından biri olan Sefer Yezirah, Hz. Musa'nın Tur-u Sina'da yakınlarına öğrettiği "ilm-i esrar"dan oluşmuştur. Buna göre birer "ilahi kelime" olan dış varlıklar arasındaki münasebetlerin, uyum ve zıtlıkların hepsi İbranice'nin yirmi iki harfi arasında da mevcuttur. Görüldüğü üzere cifr ilmi sadece İslam medeniyeti içerisinde kullanılmış bir disiplin değildir. Eski Yunan medeniyetinde sayılarla kâinatın düzeni arasında ilişkiler kuran görüşlere rastlandığı gibi, Ortadoğu medeniyetlerinde özellikle Yahudi ve Hıristiyan medeniyetlerinde, Asur, Babil ve Mısır'da da sayısal düzen ile alem arasında ilişkiler kuran sistemler mevcuttu. Bu yüzden cifr ilminin veya buna benzer ilimlerin İslam Medeniyetine ait olduğunu düşünmek yanlıştır.

Arap alfabesindeki her harfin rakamsal bir değerinin olduğu sistemin adı ise "ebced"dir. Ebced aynı zamanda Arap alfabesinin ilk tertibidir. Ebced, aslında Arap harflerinin kolaylıkla hatırda tutulmasını sağlamak için eski dönemlerde geliştirilmiş bir formül olup, gerçekte bir anlamı olmayan kelimelerin ilki "ebced" şeklinde okunduğu için bu adla anılmıştır. Bu formülde yer alan kelimeler şunlardır: Ebced (elif, be, cim, dal); hevvez (he, vav, ze); hutti (ha, tı, ya); kelemen (kaf, lam, mim, nun); sa'fes (sin, ayn, fe, sad); karaşet (gaf, ra, şın, te); sehaz (se, ha, zel); dazağ (dad, zı, gayın). Ebced sisteminin İbranice ve Aramice'nin etkisiyle Nabatice'den Arapça'ya geçtiği bilinmektedir. Arap alfabesindeki harflerin sayısal karşılığının İbranice ve Aramice'nin harfleriyle aynı değerde olması, bu bilgiyi güçlendirmektedir.

[3] Arap tarihinde geçen tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu. Bu tarihler, her kullanılan harfin özel rakam değerlerinin toplanmasıyla elde ediliyordu. Ebced sistemi İslam dünyasında özellikle tasavvuf, astronomi, astroloji, edebiyat ve mimari alanlarıyla, cifr ilmine ait konuları da içine alan geniş bir çerçevede kullanılmıştır.

Temeli ebced hesabına dayanan, harflerden ve ibarelerden gaybî haberler çıkarmada kullanılan hususî bir ilim.

Üstad Bediüzzaman'ın dikkat çeken yönlerinden birisi, eserlerinde cifir ilmine de yer vermesidir. Eskide ve günümüzde cifir ilmi hayli tartışılmıştır ve tartışılmaktadır.

Bu konuda, şu hususlara dikkat çekmekte fayda görüyoruz:

1- Her şey bizim malumatımıza münhasır değildir. Bir ilmi bizim bilmeyişimiz, olmadığına delâlet etmez. "Onlar, ilmen ihata etmedikleri ve te'vili daha kendilerine gelmemiş şeyi yalanladılar" ayetini unutmamak gerekiyor. (Yunus, 39) Kur'an kelimelerinin istikbaldeki bir kısım olaylara işaretini, çok az müfessirin yazmış olması reddini gerektirmez.

2- Bu ilim, Kur'an'ın nüzulûnden önce de bilinmekteydi. Mesela, Yahudilerden bir topluluk, Hz. Peygamberden (Elif-Lâm-Mîm) şeklinde huruf-u mukattaayı duyunca, ebced hesabıyla (harflerin rakam değeriyle), O'nun ümmetinin ömrünün az olacağına istidlalde bulunur. Hz. Peygamber, diğer huruf-u mukattaalardan okur. Adamlar, her yeni huruf-u mukattaayı duyunca şaşkına dönüp, "Biz senin durumundan bir şey anlayamadık." deyip ayrılırlar.

3- Sayıları az da olsa bir kısım âlimler, cifir ilmiyle ayetlerden gaybî istihraçlarda bulunmuşlardır. Molla Cami'nin Beldetün tayyibetün (temiz bir belde) (Sebe, 15) ifadesinin ebced değeriyle, İstanbul'un hicri 857'de fethine tarih düşmesi meşhurdur.

Meşhur müfessirlerden Alusî'nin tefsirinde kaydettiği şu olay da, konumuz açısından güzel bir örnektir:

İbn-i Hallikan tarihinde zikrediyor ki, Selahaddin-i Eyyubî Haleb'i fethettiğinde, Kâdı Muhyiddin güzel bir şiirini okudu. Cümleleri arasında, "Şehba kal'ayı Safer ayında fethettin, Recebte de Kudüs'ü fetihle mübeşşersin" ifadesi vardı. Dediği gibi çıkınca kendisine "Bunu nerden bildin?" diye soruldu. "İbnu Berrecan'ın Rum Suresi'nin baş kısmını tefsirinden aldım" diye cevap verdi.

Alusî, sözüne devamla İbnu Kemâl'in Enbiya suresi 105. ayetten, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesini istinbat ettiğini anlatır.

Bediüzzaman, cifri kullandığı yerlerde hiç bir zaman "Âyetin açık mânâsı budur" dememiştir. Söylediği şudur: "Ayetin sarîh manasının altında müteaddit tabakalar var. Bir tabakası da, işarî ve remzî manadır. İşârî mana da bir küllîdir; her asırda cüz'iyatları bulunur." 

Bediüzzaman'ın ilm-i cifir hakkındaki şu ifadeleri de çok önemlidir:

"İlm-i cifir, meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, vazife-i hakîkiyeden alıkoyup meşgul ediyor. Hatta kaç defadır esrar-ı Kur'an'iyeye karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu. Kemâl-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum:

Birisi: 'Gaybı ancak Allah bilir' (Neml, 65) yasağına karşı hılaf-ı edebde bulunmak ihtimali var.

İkincisi: Hakaik-ı esasiye-i imaniye ve Kur'an'iyenin berahin-i kat'iye ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm-i cifir gibi ulum-u hafiyenin yüz derece fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat'î hüccetler ve muhkem deliller, su-i istimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulum-u hafiyede su-i istimal girip, şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir."

Görüldüğü gibi, cifir ilmi gizli ilimlerdendir. Az kişiye hitab etmektedir. İman ve Kur'an hakikatleri ise, herkese seslenmektedir. Hem herkesin onlara ihtiyacı vardır. Bu gibi noktalardan dolayı ve "Gaybı ancak Allah bilir" yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmamak için Bediüzzaman, bu ilmin ayrıntılarını eserlerine yansıtmamıştır. Yansıttığı miktar, altıbin küsûr sayfalık tefsirinin içinde az bir bölüm teşkil etmektedir. Bunda asıl maksadı, o günün ağır şartları altında hizmet eden talebelerine bir şevk kaynağı olmasıdır.

 

Kaynaklar

[1] Metin Yurdagür, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, "cefr" maddesi, c: 7, s. 215

[2] Mukaddime, II, s. 823

[3] Mustafa Uzun, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, "ebced" maddesi, c: 10, s. 70

SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI TARİHİ VE SUUDİ HANEDANLIĞI

Suudi Arabistan’ın tarihi üç evrede incelenmektedir. Birinci Suud Devleti, İkinci Suud, Suudi_Hanedanligi

 

1. Birinci Suudi Devleti

Suud Ailesinin bilinen en eski atası Mani İbn Rabia El Muraydi olup, 1446-1447 yılları arasında kabilesi Murudah ile birlikte Diriyah şehrine yerleşmiştir. Tarihsel olarak Necid bölgesinde yaşamış olan Adnani kabilesinin Rabia kolundan gelmektedir. Zaman içinde Murudah kabilesi Diriyah şehrinin yöneticisi haline gelmiştir.

 

1744 yılında Muhammed Bin Suud tarafından kurulan Birinci Suud Devleti, günümüzün modern Suudi Arabistan Krallığı’nın egemen olduğu topraklarda etkisini göstermiş, Yemen, Umman, Suriye ve Irak’a saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Bu saldırılar dinsel izler taşımakta olup İslam Bilgini Muhammed İbn’i Abdül Vahab’ın ve onun takipçilerinin öğretilerinden ilham alanlar tarafından yapılmaktaydı. Sonra Vahhabiler olarak adlandırılan grup içinde Suudiler belirgin bir rol üstlenmiştir.

 

Birinci Suudi Devleti’nde devlet başkanı “İmam” ünvanı almış olup, İlk İmam Muhammed Bin Suud’u en yaşlı oğlu Abdülaziz izlemiştir. 1765 yılında başa geçen Abdülaziz, 1802 yılında Şii’lerce kutsal sayılan Kerbela şehrine 10,000 kişiyle saldırmış, Hz. Hüseyin’in türbesini tahrip edip, 2,000 kişiyi öldürmüştür ve şehri yağmalamıştır.

 

Kerbela saldırısı Osmanlıları ve Mısırlıları, Suudilerin bölgenin barış ortamını tehdit ettiğine ikna etmiştir. Abdülaziz 1803 yılında bir suikast ile öldürülmüştür. Abdülaziz’den sonra başa geçen Suud, devleti en geniş sınırlarına ulaştırmış, ardından 1814 yılında ölmüştür. Osmanlı-Mısır ittifakı ile bu topraklar Suudilerden geri alınmış, başa geçen Abdullah Bin Suud kaybettiği toprakları geri alma mücadelesi vermiştir. Mısır kuvvetleri Suudi Başkenti Diriyah’ı 1818’de ele geçirmiş, Abdullah Bin Suud ise yakalanarak İstanbul’a gönderilmiş ve idam edilmiştir. Abdullah bin Suud’un aile üyeleri ise Mısır ve İstanbul’da hapsedilmiş ve Diriyah şehri temizlenmiştir.

 

2. İkinci Suudi Devleti

1818 yılında Suudiler Necid bölgesinde yeniden otoriteyi sağlamışlar ve Başkenti Riyad olan İkinci Suudi Devleti’ni kurmuşlardır. Birinci Suudi Devleti’ne nazaran ikincisi daha dar bir alanda etkili olmuş, Hicaz bölgesine hâkim olamamıştır. Bu devlet daha çok iç karışıklıklarla mücadele etmiştir. İlk Suudi Devletinin kurucusu Muhammed Bin Abdullah’ın torunu olan Türki Bin Abdullah, Mısırlıların elinden kurtulmayı başararak, Riyad ve çevresini Mısırlılardan geri almış ve ikinci devletin kurucusu olmuştur.

 

Türki Bin Abdullah, kuzeni Mishari Bin Abdülrahman tarafından 1834 yılında öldürülmüş, ancak kendisi de Riyad bölgesinde kuşatılarak, Türki Bin Abdullah’ın oğlu Faysal tarafından öldürülmüştür. Mısırlılar dört yıl aradan sonra Riyad bölgesine tekrar saldırı düzenlemiş ve 1838 yılında Faysal tekrar hapsedilmiştir. Sonrasında, Osmanlı Devleti Halid Bin Suud’u Riyad Valisi olarak atamıştır. Halid Bin Suud, Faysal’ın yaşayan tek kardeşi idi ve uzun yıllar Mısır’da hapis yatmıştı. 1840 yılında Mısırlılar bölgeden çekilmek zorunda kalmış ve Halid’e gereken desteği sağlayamamışlardı. Halid, Suud ailesinin Thunniyyan koluna mensup olan Abdullah Bin Thunniyyan tarafından devrildi. Bir yıl sonra ise Faysal Mısır tarafından serbest bırakıldı. Faysal topladığı kuvvetler ile Riyad bölgesini geri aldı ve oğlu Abdullah’ı veliaht tayin etti. Sonrasında bölgeyi oğulları Abdullah, Suud ve Abdül-Rahman arasında paylaştırdı.

 

Faysal’ın 1865 yılında ölümünün ardından oğulları arasında mücadele başladı, bunu fırsat bilen Hail bölgesinden El-Raşid kabilesine mensup Muhammed Bin Abdullah Bin Raşid bölgeye müdahale etti ve 1891 yılında Mulayda Savaşında Faysal’ın kalan son oğlu Abdül-Rahman Bin Faysal’ı Necid bölgesinden kovdu ve İkinci Suudi Devleti’ne son verdi.

 

3. Suudi Arabistan Krallığı

Mulayda yenilgisinin ardından Abdül-Rahman Bin Faysal ailesi ile birlikte Kuveyt’e göç etti ve Kuveyt emiri Mübarek E-Sabah’ın misafiri olarak kabul edildi. 1902 yılında Abdül-Rahman Bin Faysal’ın oğlu Abdülaziz, topladığı kuvvetlerle İbn Raşid ‘in atadığı Riyad Valisini devirmiş ve yönetimi ele almıştır.

 

Abdülaziz gelecek 30 yıl boyunca El-Raşid kabilesi, Mekke Şerifi ve Osmanlılar ve amcası Suud Bin Faysal ile mücadele verdi. “İbn Suud” olarak da anılan Abdülaziz, Osmanlı Sultanı’nın egemenliğini kabul ederek “Paşa” ünvanı almıştı ancak İngilizler ile ittifak kurdu. İngilizler ile yaptığı 1915 tarihli Darin Anlaşması ile 1915-1927 yılları arasında Britanya İmparatorluğu’nun egemenliğini kabul etti. Daha öncesinde kendisini “Necid Sultanı”, “Hicaz, Necid ve çevresinin Kralı” ve “İmam” olarak adlandıran Abdülaziz, 1932 yılında kendisini “Suudi Arabistan Kralı” ilan etti. 1937 yılında Amerikan araştırmacılar Dammam bölgesinde zengin petrol kaynakları bulunduğunu tespit ettiler, bu tarihten önce Suud Ailesi büyük bir yokluk içerisindeydi.

 

İbn Suud hayatı boyunca çok kez evlendi, çevresindeki Beni Halid, Ayman, Shammar ve El- Eşşeyh (Muhammed İbn Abdül Vahhab’ın torunları) kabilelerinin üyeleri ile evlilikler yaptı. İbn Suud 1953 yılında ölmeden önce 1945 yılında ABD ile ittifakını pekiştirdi.

 

İbn Suud 1953 yılında öldükten sonra tahta oğlu Suud geçti. Ancak Suud’un yaptığı aşırı harcamalar onu kardeşi Faysal ile karşı karşıya getirdi. 1964 yılında kraliyet ailesi Suud’u Faysal’dan yana feragat etmesi yönünde zorladı. Bu süreçte İbn Suud’un daha genç oğullarından Talal Bin Abdülaziz’in öncülüğünde bir grup prens, kendilerine “Özgür Prensler” adı vererek Mısır’a sığındılar. Anılanlar liberalleşme ve özgürlüğü savunuyorlardı. Sonra Faysal tahta çıktığında anılanları dönmelerine ikna etti. Affedilmişlerdi ancak kendileri ve oğulları gelecekte hükümette herhangi bir pozisyona gelmekten mahrum bırakıldılar.

 

Faysal, 1975 yılında kuzeni Faysal Bin Musaid tarafından öldürüldü, Faysal Bin Musaid derhal idam edildi. Tahta kardeşi Halid geçti. Diğer ve tek öz kardeşi Muhammed, tahtta hak iddia etmekten vazgeçti ve Halid’den yana tahttan feragat ettiğini açıkladı. Halid 1982 yılında kalp krizinden öldü. Tahta, dönemin en güçlü prenslerinden “Sudayri Yedilisi” kardeşlerden en yaşlısı Fahd geçti. Bu yedi kardeşe “Sudayri Yedilisi” denilmesinin sebebi İbn Suud’un en gözde eşi olan Hassa Bint Ahmad El-Sudayri’den doğmalarıydı. “Sudayri Yedilisi” olarak adlandırılmış olan bu prenslerin isimleri Fahd, Sultan, Abdul Rahman, Nayef, Türki, Salman ve Ahmed’dir. Fahd 1986 yılında kendisine “İki Kutsal Mescidin Koruyucusu” ünvanını verdi.

 

Fahd 1995 yılında felç geçirince, tüm yetki ve sorumluluklar Fahd’ın öldüğü 2005 yılına kadar aşama aşama Abdullah’a geçti. Abdullah, 2009 yılında Savunma Bakanlığı’na ve İkinci Başbakanlık makamına daha genç kardeşi Sultan’ı atadı. Sultan 2011 yılında öldü. Yine 2009 yılında kardeşi Nayef’i İçişleri Bakanlığı’na atadı. Nayef 2012 yılında İsviçre’de öldü. 2015 yılına gelindiğinde ise uzun bir hastalığın ardından Abdullah öldü ve veliaht prens Salman Bin Abdülaziz yeni kral ilan edildi.

 

4. Kraliyet Ailesinin Siyasi Gücü

Suudi Kralları Muhammed Bin Suud’un soyundan gelmektedir. Ülkede kral yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarını elinde bulundurmakta, Başbakanlık görevini de yürütmekte ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmektedir.

 

Ailenin kalabalık olması krallığın önemli vazifelerini aile üyelerinin yürütmesine ve yönetimin her kademesine ailenin hâkim olmasına olanak sağlamaktadır. Günümüz itibariyle yaklaşık 7,000 prens mevcut olup, bunların arasından Kral Abdülaziz’in 200 erkek çocuğu ülkedeki başlıca yönetim mekanizmalarının başında bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu üyeleri ağırlıklı olarak Kraliyet ailesinin üyelerinden seçilmektedir. Ayrıca 2006’da yayınlanan Kraliyet Kararnamesi uyarınca Suudi Kralları, Suudi Prenslerin oluşturduğu komite tarafından seçilecektir.

 

Suud Kraliyet Ailesi geçmişten bu yana üç aşamadan geçmiştir: Birinci Suudi Devleti, İkinci Suudi Devleti ve günümüz Suudi Arabistan Krallığı.

 

Birinci Suudi Devleti Vahhabiliğin yayılması ile birlikte ortaya çıkmış, İkinci Suudi Devleti ise sürekli iç çatışmalar yaşamıştır, üçüncü günümüz Suudi Arabistan’ın ise Ortadoğu’da ciddi bir etkisi mevcuttur. Suudi Ailesi, Osmanlı Devleti, Mekke Şerifi, El-Raşid ailesi dâhil olmak üzere Suudi Arabistan’ın içinde ve dışında çok sayıda İslamcı grup ile çatışma yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir.

 

Günümüzde Suud soyadı Muhammed Bin Suud ve kardeşleri Thunayyan, Farhan ve Mishari’nin soyundan gelenler tarafından kullanılmaktadır. Suud ailesinin diğer kolları yönetimde etkili makamlarda bulunmakla birlikte, Suudi Krallığı’na varislik konusunda söz sahibi değildir.

 

Kral devletin başı olarak mutlak siyasi gücü elinde bulundurmaktadır. Kralın kabinedeki bakanları atama yetkisi mevcuttur. En önemli bakanlıklar olan Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları Suud ailesine ayrılmıştır. Ayrıca 13 bölgeye ayrılmış olan ülkede valilikler de çoğunlukla Suud ailesine verilmektedir. Finans, Çalışma, Bilgi, Planlama, Petrol ve Endüstri alanları ile ilgili Bakanlıklar geleneksel olarak dışarıdan isimlere verilse de genç Suudi prenslere de verilebilmektedir. Kritik askeri görevler de Suud ailesine tahsis edilmektedir. Kraliyet ailesi mevcut politik statükoyu koruyabilmek amacıyla ulemanın, ticari grupların ve nüfusun büyük çoğunluğunun desteğine ihtiyaç duymaktadır.

 

Siyasi ve yönetimsel görevlere yapılan atamalar uzun soluklu olmaktadır. Örneğin Kral Abdullah, tahta geçmeden önce 1963-2010 yılları arasında Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başkanlığını yürütmüş, Prens Sultan ise 1962’den 2011 yılında ölünceye kadar Savunma ve Havacılık Bakanlığı görevinde kalmıştır. Prens Mutain 1975-2009 yılları arasında Belediye ve Kırsal Hizmetler Bakanlığı, Prens Nayef 1975-2012 yılları arasında İçişleri Bakanlığı, şu anda tahtta olan Kral Selman, 1963-2011 yılları arasında Riyad Bölgesi Valiliği yapmıştır. Uzun vadeli görevler prenslerin kişisel servetlerini artırmalarına ve adeta kendi derebeyliklerini kurmalarına neden olmuştur.

 

Kilit görevde olan prensler, kendi oğullarını yüksek mevkilere atayarak güçlerini korumayı tercih etmişlerdir. Örneğin, Prens Mutaib Bin Abdullah, 2010 yılına kadar Ulusal Güvenlik Konseyinde Başkan Yardımcılığı, Prens Muhammed Bin Nayef İçişleri Bakan Yardımcılığı, Prens Halid Bin Sultan ise 2013 yılına kadar Savunma Bakan Yardımcılığı görevini sürdürmüştür. Prens Mansur Bin Mutaib, 2009 yılında babasının yerine Belediye ve Kırsal Hizmetler Bakanlığı’na getirilmiştir. Bu sayede zengin ödeneklere ve geniş imkânlara sahip bakanlıklardaki görevler aile içerisinde paylaştırılmıştır.

 

5. Suudi Kraliyet Ailesi Üyelerinin Kısa Özgeçmişleri

Suudi Krallığının veliahtları ve kralların tahtta kalış süreleri aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir. Krallığın kurucusu Kral Abdülaziz Bin Suud’dan bu yana krallık oğulları arasında, kardeşten kardeşe geçerek devam etmiştir. Prens Salman 22 Ocak 2015’te kral olmuş, sıradaki aday ise Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’tir. Kraliyet ailesi mensuplarının isimlerinde geçen “İbn” ve “Bin” ünvanları aynı anlam taşımakta olup, birinci gelen ismin ikinci gelen ismin “oğlu” olduğunu ifade etmektedir. “İbn” ile “Bin” ünvanları arasındaki tek fark “İbn” ünvanın başında gelebilirken (Örn. İbn Suud: Suud Oğlu), “Bin” ünvanın başında gelememektedir.

 

    Kral Abdülaziz Bin Suud (1876-1953): 1932’den 1953’te ölümüne kadar 21 yıl tahtta kalmıştır.

    Kral Suud Bin Abdülaziz (1902-1969): Kardeşi Faysal tarafından devrilinceye değin 1953-1964 arasında 11 yıl tahtta kalmıştır.

    Kral Faysal Bin Abdülaziz (1904-1975): Kuzeni Faysal bin Musaid tarafından öldürülünceye kadar 1964-1975 yılları arasında 11 yıl tahtta kalmıştır.

    Kral Halid Bin Abdülaziz (1912-1982): Ölümüne kadar 1975-1982 yılları arasında 7 yıl tahtta kalmıştır.

    Kral Fahd Bin Abdülaziz (1921-2005): Ölümüne kadar 1982-2005 yılları arasında 23 yıl tahtta kalmıştır.

    Kral Abdullah Bin Abdülaziz (1924-2015): Ölümüne kadar 2005-2015 yılları arasında 10 yıl tahtta kalmıştır. 2012 yılında, 1936 doğumlu Prens Salman’ı ve 1945 doğumlu Prens Mükrin’i veliaht tayin etmiştir.

 

Bunların dışında veliaht olarak tayin edilmiş ancak Kral olamayan prensler:

 

    Veliaht Prens Sultan Bin Abdülaziz (1924-2011): 2005 yılında veliaht tayin edilmiş ancak 2011 yılında ölmüştür.

    Veliaht Prens Talal Bin Abdülaziz (1931-) Dengesiz olduğu düşünülmüş, 1960’lı yıllarda Suudi Ailesini eleştirdiği için sürgüne gönderilmiştir. Şu anda hayattadır.

    Veliaht Prens Nayef (1933-2012): 2011 yılında veliaht tayin edilmiş ancak bir yıl sonra ölmüştür.

 

Suud Hanedanı Kralları;

1. Kral_Abdulaziz_Bin_Suud

2. Kral_Suud_Bin_Abdulaziz_El_Suud

3. Kral_Faysal_Bin_Abdulaziz_El_Suud

4. Kral_Halid_bin_Abdulaziz_El_Suud

5. Kral_Fahd_Bin_Abdulaziz_El_Suud
 

6. Kral_Abdullah_Bin_Abdulaziz_El_Suud
 

7. Kral_Salman_Bin_Abdulaziz


 

HAŞIMOĞULLARI/BENI HAŞIM KABILESI KIMDIR, HAKKINDA BILGI

 

Benî Hâşim(Haşimoğulları). Kureyş kabilesinin Hz. Peygamber'in de mensup olduğu kolu.

Kabileye adını veren Hâşim b. Abdü-menâf' in soyu Fihr (Kureyş) b. Mâlik yoluyla Adnan'a ulaşır. Hâşin Yin soyu oğullarından Abdülmuttalib ile devam etmiş, diğer oğullarının nesli zaman içinde ke­silmiştir. Benî Hâşim (Hâşimoğullan), Abdülmuttalib' in dört oğluna (Abbas, Ebû Tâlib, Haris, Ebû Leheb) nisbet edilen Abbasîler, Tâlibîler, Hârisîler ve Lehebîler' den teşekkül ediyordu. Abdülmuttalib'in diğer oğlu ve Hz. Peygamber'in babası Abdullah'ın soyu ise Resûl-i Ekrem'in kızı Fâtıma yoluyla devam etmiştir.

Benî Hâşim Kabilesinin Kolları;

1.Ali b. Ebû Tâlib'e nisbetle Alevî­ler

2. Akil b. Ebû Tâlib'e nisbetle Akilîler

3. Ca'fer b. Ebû Tâlib'e nisbetle Ca'ferîler(İran, İrak ve Suriye)

4. Hz. Hasan'a nisbetle Hasenîler (şerifler)

5. Hz. Hüseyin'e nisbetle Hüseynîler (seyyidler)

gibi çeşitli tâli kollara ayrılmıştır. 

Resûl-i Ekrem'in soyunu devam ettirdikleri için seyyidler ve şerifler müslümanlar arasında diğer Hâşimîler'den daha fazla itibar görmüştür.

 

İslâmiyet'in doğduğu sırada yerleşik bir hayat süren Benî Hâşim, Kureyş kabilesinin diğer kollan gibi geçimini ticaretle temin ediyordu. Kureyş'in yaz ve kış seyahatleri, ilk defa Kureyş'in reisi ve Hâ-şimîler'in atası olan Hâşim b. Abdümenâf tarafından düzenlenmiş ve gelenek haline getirilmiştir. Kureyş'in önemli iç mücadelelerinden biri olan Mutayyebîn-Ahlâf çekişmesinde Mutayyebîn'in reisliğini yapan Hâşim, bu çekişmenin ardından barışın sağlanması üzerine rifâde* ve sikâye* görevlerini üstlendi. Onun ölümünden sonra bu görevler önce kardeşi Muttalib'e, ardından oğlu Abdülmuttalib'e intikal etti. 

Cürhümlüler'in, üzerini kapatarak yerini belirsiz hale getirdikleri Zemzem Kuyusu'nu yeniden halkın hizmetine sunması Abdülmuttalib' İn şöhretini arttırdı. Kureyş kabilesi mensupları aralarındaki meselelerde onun görü­şüne başvururlardı.

Abdülmuttalib'den sonra Benî Hâşim'in liderliği oğlu Zübeyr'e geçti, kabile fıcâr savaşlarına onun sevk ve idaresinde katıldı. Zübeyr, Benî Teym kabilesinden Abdullah b. Cüd'ân ile birlikte hilfü'l-fudûl cemiyetinin kuruluşunda en önemli rolü oynadı. Genç yaşına rağmen Hz. Muhammed de bu cemiyetin kuruluşunda yer almıştı. Zübeyr'in ölümü üzerine Ebû Tâlib Benî Hâşim'in reisi oldu ve bu görev ölümüne kadar (619) onun uhdesinde kaldı.

Dedesi Abdülmuttalib'İn ölümünden sonra (577) amcası Ebû Tâlib'in himayesinde büyü­yen Hz. Muhammed, onun Benî Hâşim'in reisi olduğu dönemde vahiy almaya baş­ladı ve peygamberliğinin Mekke bölümü­nün büyük bir kısmı onun zamanında geçti. Ebû Tâlib, iman ettiğini açıkça söylememesine rağmen hayatı boyunca yeğenini himaye etti.

Benî Hâşim'den Hz. Peygamber'e ilk iman eden kimse. Ebû Tâlib'in o sırada henüz çocuk yaşta olan oğlu Ali'dir. Onu diğer oğlu Ca'fer ile Ubeyde b. Haris ve Hamza takip etti. 

Mekke devrinde Ebû Leheb ve Ebû Süfyân dışında mümin müşrik bütün Hâşimîler Resûl-i Ekrem'in yanında yer aldılar ve bundan dolayı üç yıl süreyle Şi'bü Ebî Tâlib'de sosyal ve ekonomik boykota mâruz kaldılar.

 

Abdülmuttalib'İn oğullarından Abbas ve Hamza İslâmiyet'i kabul ederken Ebû Leheb hayatı boyunca Müslümanlığın en azılı düşmanlarından biri oldu. Müslü­man olan Hâşimîler'in bir kısmı Medine'­ye hicret etti. Bedir Gazvesi'ne Hz. Ali ve Hamza Resûl-i Ekrem'in yanında katılırken Mekke'de ikamet eden bazı Hâşimî­ler müşriklerin safında yer almak zorunda kaldılar. Müşrikler, kendi saflarında bulunan Benî Hâşim mensuplarını ve müttefiklerini İslâm ordusu saflarına geç­melerinden korktukları için bir çadırda toplayıp başlarına nöbetçi diktiler. 

Bedir Gazvesi'nde esir alı­nan Abbas ve diğer Hâşimîler fidye karşılığında serbest bırakıldı. Abdülmuttalib'İn oğlu Hâris'in nesli başta olmak üzere bazı Benî Hâşim mensupları Mekke'­nin fethinden önceki tarihlerde müslü-man oldular. Ebû Leheb'in oğulları Utbe ve Muattib ise Mekke'nin fethinden sonra İslâmiyet'i kabul ettiler.

 

EHLIBEYT SOYU BIRIFKANI SEYYIDLIK SILSILESI SOY AĞACI SECERESI

1-Seyyide FATİME' Tüz zehra, El-Betul(as), binti Resullullah(sav), Zevcetu Ali ibni Ebitalib(kv)(v:11 h.)

2-İmam HÜSEYİN şehid-i kerbela (v:61 h.)

3-İmam ALİ Zeynelabidin (v:94 h.)

4-İmam MUHAMMED Bakır (v:117 h.)

5-İmam CEFER-i Sadık (v:148h.)(Caferilik Mezhebi' nin Kurucusu)

6-İmam MUSA-İ Kazım(v:184h.)

7-İmam ALİ Rıza(v:203h.)

8-İmam MUHAMMED Cevad(v:220 h.)

9-İmam ALİ Hadi (v:254 h.)

10.İmam CAFER-İ Zeki el musaddak.

11-Seyyid ALİ el muhtar

12- Seyyid ABDULLAH el Muntahib

13 Seyyid AHMED-i Taki

14- Seyyid MAHMUD

15- Seyyid MUHAMMED

16-Seyyid CAFER Ebu Hars

17-Seyyid ALİ ebi müeyyed el meşhur bil Veherat ve keza bi Şuayb

18- Seyyid ZEYNELABİDİN

19- Seyyid HÜSEYİN Celaleddin

20- Seyyid MUHAMMED YUSUF Sadreddin

21- Seyyid EYYUB Hemedani

22- Seyyid Ebi Yakub YUSUF Hemedani (440-535)

23- Seyyid Ebi Müslim SELİM El Iraqi El Hemedani

24- Seyyid YUSUF Hemedani(v: 610h.)

25- Seyyid SALİH Hemedani(v:650 h.)

26- Seyyid Emir El Kebir Zeynelabidin ALİ el Hemedani El Meşhur bi zurdani el mülakkab bi muvahadil horasani(v:685 h.)

27- Seyyid AHMED Ahlati(v:751 h.)

28- Seyyid Haci NİZAMÜDDİN Ahlati

29- Seyyid Ebi Hasan ALİ Ahlati(v:781 h.)

30-Kemal-ül milleti veddin Seyyid HÜSEYİN Ahlati (v:808h. /1405m.Mısır)

31- Seyyid Baba MANSUR Ahlati(v:849h.)

32- Seyyid İSHAK Ahlati(v:890h.)

33- Seyyid ABDULGANİ Ahalti(v:926h.)

34- Seyyid SÜLEYMAN Ahlati(v:961 h.)

35- Seyyid MUSA Ahlati(v:995 h.)

36- Seyyid ABDÜLKERİM Ahlati(v:1027 h.)

37- Seyyid, Allame, ŞEMSEDDİN Halveti Tarikaten ve şehir bi Şemseddin-i Kutb-i Ahlati(v:1085 h.)

38- Seyyid ZEYNELABİDİN Birifkani(v:1119h.)

39- Seyyid EBUBEKİR Birifkani(v:1158h.)

40- Seyyid NUREDDİN Brifkani(v:1195 h.)

41- Seyyid EBUBEKİR Brifkani

42- Seyyid MAHMUD Brifkani - Ahlati (v:1237h. /1822m.)

43-Seyyid MUHAMMED Ahlati - Diyarbekir (v:M.1819-H.1234)

44- Seyyid ALİ Ahlati - Diyarbekiri (v:1846m.taun.)

45- Seyyid YUSUf (v:1846m.taun.)

46- Seyyid Molla İSA (v:1312h.)

47- Seyyid HÜSEYN KEYA (v:1907m.)

48- Seyyid HASAN KEYA(v:1923)

49- Seyyid MUSA (1886-1956m)

50-Seyyid MUHAMMED (1918 ? 1987 )

51- Seyyid MUSA (1948?2007)

52-Seyyid Mahmud (D.1968)

 

Haşimiler Kabilesi Soyağacı

- Kreyş Kabilesi (Peygamber Efendimizin Soyudur.)

- Haşimoğulları Kolu

- Haşimoğullarının Hüseyniler (Seyyidler) Kolu

- Hz. Hüseyin

HZ. MEHDİ (A.S.)' NİN ÖZELLİKLERİ

 

Hz. Mehdi' nin çeşitli özellikleri Peygamber Efendimiz' in hadislerinde şöyle bildirilmiştir:

 

1. HZ. MEHDİ (A.S.) GENEL (AHLAKI) ÖZELLİKLERİ

PEYGAMBER EFENDİMİZ KEFİLDİR, VEKİLİ MUTLAKIDIR

Hadis: Mehdi bendendir, yeryüzü zulüm ve iflkence ile dolduğu gibi onu doruluk ve adaletle doldurur.

(Süneni-i Ebu Davud, 5/93)

Hadis: Mehdi bendendir... Açık alınlıdır. 

(Kitab-ül Burhan fi Alame

t-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 21)

 

HZ. ZULKARNEYN GİBİ BİR GÜCE SAHİP OLMASI

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.) Hz. Zulkarneyn gibi bir güce sahip olacak. (Ebu Hureyre)

Açıklama: Hz. Zulkarneyn' in Hz. Mehdi (A.s.)' ın emrinde olacağını bildiren hadistir. Hz. Zulkarneyn' de ise yeryüzünde istediği her şeyi elde etme kudreti vardır. 

BİR GECEDE ISLAHI

Hz. Ali anlatıyor: Hz. Peygamber(a.s.m) şöyle buyurdu: “Mehdi bizden; Ehl-i Beyttendir, Allah onu bir gecede ıslah eder.” (İbn Mace, Fiten, 34) 

Açıklama: Mehdinin bir gecede ıslahı kutup seviyesine yükseltilmesi ve kendisine birşeyler gösterilmesidir. Zaten Pegamber efendimizin bekili olduğu için kutup seviyesine yükseltilmesi gerekirdi. 

 

CİFR (EBCED) İLMİNİ BİLMESİ

Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir. Taşköprülüzade Ahmet Efendi "Mevzuatu'l-Ulum" isimli eserinde (c.11/ s. 246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını kaydetmiştir:

Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf ahir zamanda hurucu muntazar Hz. Mehdi' nin hurucuna mevkuftur ki, onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar. Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur. (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu s. 252)

 

GÜZEL AHLAKLI OLMASI

Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygamber'e benzer.(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s.163)

Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)

 

HZ. MEHDİ (A.S.) AHLAKI VE HERKES TARAFINDAN ÇOK SEVİLMESİ

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Helal ve Haramı Çok İyi Bilmesi

Hz. Hüseyin (RA) soruldu: "İmam Mehdi hangi alametlerle bilinir?" Şöyle cevap verdi:

"Gönül rahatlığı ve vekar sahibi oluşu ile, helal ve haramı çok iyi bilmesi ile tanınır. Ayrıca, insanlar ona muhtaç olurlar. O, ise insanlara ihtiyacını bildirmez." 

 

 ZAMANIN EN HAYIRLISI OLMASI

Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi'dir."(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 58)

 

KUTSAL EMANETLERLE SAHİP ÇIKAR SIKINTI VE ZORLUKLARLA KARŞILAŞMASI

MEHDİNİN GÖZETLENMESİ - TAKİP EDİLMESİ

Hadis: Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. (Mehdilik ve İmamiye s. 37, Sahih-i Müslim, c. 11/s. 393'den nakil)

Hadis:  “Allah (c.c.) onu 3 bin melekle destekleyecektir. O melekler, Hz. Mehdi' ye muhalefet edenin yüzüne ve arkasına vuracaktır. İbn Hacer-i Heytemi Sahabe sözü olarak rivayet etmiştir.”

 

KİMSEYE TENEZZÜL ETMEMESİ

"Mehdi bizden, Ehl-i Beyttendir. O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen ( Allah'tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan ) bir adamdır."(Suyuti, el-havi, 2/24)

 

ALLAH' TAN KORKACAĞI

Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah'tan çok korkan bir kimsedir" ( Naim b. Hammad )

 

 YOKSULLARA KARŞI MERHAMETLİ

Hz. Tavus (r.a.) dan rivayete göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Çalışanlar üzerine disiplinli olması, malı cömertçe vermesi ve yoksullara karşı çok merhametli olması, Mehdi'nin alametlerindendir." (Ebu Nuaym tahric etmiştir.)

 

Bir Gecede Islah edilip Kutup yapılır

"Mehdi bizden, Ehl-i Beyt'imizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder." (İbn-i Mâce: 4085)

 

 MELEKLERİN YARDIMI OLACAKTIR

"Allah (c.c) ona (Mehdi'ye) üç melekle imdad eyleyecektir. Onlar, (Mehdi'ye) muhalefet edenlerin yüzlerine ve arkalarına vuracaklardır."(Ikdu'd Dürer s. 12 A)

 

HELALLERİ VE HARAMLARI BİLİR

Hz.Hüseyin (r.a.) soruldu:

"İmam Mehdi hangi alametlerle bilinir?" Şöyle cevap verdi : "Gönül rahatlığı ve vekar sahibi oluşu ile, helal ve haramı çok iyi bilmesi ile tanınır.(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar")

 

2. MEHDI' NIN FIZIKSEL ÖZELLIKLERI

Mehdi' nin İsmi

Hadis: Mehdi İsmi

Süfyân hadisinde şöyle dedi.

    "Araplara, adı adıma uyan Ehl-i beytimden biri hakim olmadıkça dünya son bulmayacak, - Veya gitmeyecektir -" Şek râvîdendir.

Ebû Davûd der ki, Ömer ve Ebu Bekr'in (rivayetleri) Süfyân'm (rivayetinin) aynıdır, (yani son ilâve, bunların rivayetinde de vardır.[10]

Tirmizî, Fiten 52. Sünen-i Ebu Davud 

 

HZ. MEHDİ (A.S.) PEYGAMBERİMİZ' İN SOYUNDANDIR

Hadis: Soyu, Hayvanların Onu Bilmesi, Yapısı

Hz. Huzeyfe'nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"O (Mehdi) benim neslimden bir erkektir. Yüzü, sanki ışıldayan bir yıldız gibi parlaktır. Sağ yanağında siyah bir ben vardır. Kırk yaşlarındadır...

...Onun ortaya çıkışına, gök halkı, yer halkı, kuşlar, vahşi hayvanlar ve balıklar sevinecekler. Onun zamanında bütün sular tatlılaşacak, nehirler uzayacak, yeryüzü bitkilerini artıracak ve (içideki) hazinelerini dışa çıkaracaktır." 

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Bir Gecede Islahı

(4085) "...Ali (RA)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (SAV) şöyle buyurdu, demiştir:

El-Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir. Allah onu bir gecede islah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır.)" (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l 'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34, s. 348)

Hadis:  Peygamber Efendimizin Soyundandır

4284 ...Ümmü seleme (RA) şöyle demiştir: Resulullah (SAV)'i şöyle buyururken işittim:

"Mehdi benim ailemden, Fatıma'nın oğullarındandır."

Dünyanın ömründen sadece birgün kalsa bile, Allah (c.c.) benim ehl-i beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı, (daha önce) zulümle olduğu gibi, Adaletle dolduracaktır. (Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 402)

Hadis: Ahir Zaman Mehdisi' nin Dünyayı Adaletle Doldurması

Ebû Saîd El Hudrî (r.a)'dan rivâyet edildiğine göre, 

Rasûlullah (s.a) şöyle buyurmuştur: "Mehdî benim neslimdendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir."

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Mutlaka Varolacağı

Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

"Zamandan sadece bir gün kalsa da, Allah, Ehl-i Beytimden bir adamı gönderir(seçer). Yeryüzü zulümle dolduğu gibi o da adaletle doldurur’ buyurdu." Ebu Davud 4283

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Bir Gecede Islahı

Ahmed ve İbn Mace Hz. Ali efendimizden rivayet etmiştir;

"Mehdi, ehl-i beyttendir. Allah (c.c.) onu bir gecede ıslah eder.''

...Bir gecede Mehdi'nin ıslah edilmesi sözü ise Cenab-ı Hakkın kendisine kutup mertebesinin verilmesine işarettir. Bu dereceyi çalışmakla, uğraşmakla kazanamaz. 

Yüce Mevla'nın Kur'an-ı Kerim'de belirttiği gibi Hz. Peygamber'e verilen bu lütuf Mehdi'ye de verilmiştir. Yüce Mevla, Kur'an-ı Kerim'de Şura Suresi 52. ayette Peygamberimize şöyle demiştir: 

"Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu (kitabı) kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin.'' Mehdi, dini meselelerde zamanındaki müçtehitlerin en faziletlisi ve en mükemmelidir. Bu da onun büyüklüğünü, mertebesinin yüksekliğini, makamının yüceliğini gösterir.

Açıklama: Hz. Mehdi (A.s.)' ın bir gecede ıslahı, cifr(ebced) ilminin öğretilmesi ve Hz. Zulkarneyn' in emrine verilmesi

KUTUB (القطب)

Velîler zümresinin başkanı ve insân-ı kâmil anlamında bir tasavvuf terimi.

Sözlükte kutb kelimesi (çoğulu aktâb) “değirmenin mili, eksen demiri, eksen; gökyüzünün kuzey yarım küresinde bulunan yıldız; bir topluluğun yöneticisi” gibi anlamlara gelir.

 

HZ. MEHDİ (A.S.) YAKIŞIKLI VE NURLUDUR

O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153 /İkdüd Dürer'den)

Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33/Kitab-ül Burhan Fi Alamatil-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 22)

 

HZ. MEHDİ (A.S.) SİYAH SAÇLIDIR

Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153/İkdüd Dürer'den)

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR

Hadis: Peygamberlik Alameti

Omuzunda Peygamber'in alameti vardır.(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 165/ Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Omzundaki Nişanı

Omuzunda Peygamber' in nişanı vardır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi' nin iki omuzu arasında Hz. Muhammed'de olduğu gibi açık bir alamet olan "nübüvvet mührü" olacaktır.

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN BEDEN RENGİ

Hz. Peygamber'in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi'nin de Peygamber Efendimiz'le aynı renkte olacağı anlaşılmaktadır. Bir rivayette Resulullah'ın ten rengi şöyle tarif edilmektedir:

Enes b. Malik, Peygamber'in rengi hakkında şöyle dedi: Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu.(İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28)

Esmerden maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretleri'nin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem Hazretleri'nin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. (İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28)

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN GENEL GÖRÜNÜMÜ

Hz. Mehdi' nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 36-29)

Cismi, İsrail cismidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)

Mehdi sanki Beni İsrail' den bir erkekdir. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30)

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Parlayan Nuru

Ebu Nuaym'ın "Sıfatu'l-Mehdi" de Hz. Huzeyfe'den rivayet ettiğine göre, Resulullah şöyle buyurmuştur: "Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir."

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN BOYU

Mehdi, orta boylu olacaktır.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

 

HZ. MEHDİ (A.S.) UYLUKLARI UZUNDUR

Uylukları uzundur, rengi arab rengidir.(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 162-163)

 

HZ. MEHDİ (A.S.) YAŞI

Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır...(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar")

 

HZ. MEHDİ (A.S.) SAKALI

Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci,s. 163)

 

HZ. MEHDİ (A.S.) BURNU GÜZELDİR

Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. (Tırmizi / Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, Sayfa 365)

 

MEHDİ'NİN VEFATI VE MÜDDETİ HAKKINDADIR

Mehdi'nin ömrü hakkında

Hadis: Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali' den rivayet göre;

Mehdi on dokuz yıl hüküm sürecektir. 

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN CENNETLİK OLMASI

 

Hadis:   (4087) "...Enes bin Malik (RA)'den; şöyle demiştir: 

Ben, Resulullah (SAV)'den işittim, buyurdu ki:

Biz Abdulmüttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Ca'fer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi." (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 349)

 

YORUM                    :

1. HZ. MEHDİ (A.S.) GENEL (AHLAKI) ÖZELLİKLERİ

Mehdi, Peygamber Efendimizin vekilidir. 

Mehdi, Hz. Zulkarneyn' e sahip olur. 

Mehdi bir gecede ıslah edilerek, görevleri bildirilir, kutup seviyesine yükseltilir. 

Mehdiye cifr ilmi verilir.

Mehdi takvası yüksek, güzel ahlaklı birisidir. 

HZ. MEHDİ (A.S.) AHLAKI VE HERKES TARAFINDAN ÇOK SEVİLMESİ

Mehdi, adaletli, haramı helali arayan biridir. Muhtaçlara yardım eder.

Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren velinizdir.

"Mehdi bizden, Ehl-i Beyttendir. O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen ( Allah'tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan ) bir adamdır."

YOKSULLARA KARŞI MERHAMETLİ

"Çalışanlar üzerine disiplinli olması, malı cömertçe vermesi ve yoksullara karşı çok merhametli olması, Mehdi'nin alametlerindendir." 

 MELEKLERİN YARDIMI OLACAKTIR

"Allah (c.c) ona (Mehdi'ye) üç melekle imdad eyleyecektir. Onlar, (Mehdi'ye) muhalefet edenlerin yüzlerine ve arkalarına vuracaklardır."

 

2. MEHDI' NIN FIZIKSEL ÖZELLIKLERI

Mehdi' nin İsmi

Mehdi' nin ismi Peygamber Efendimizin iamine uyan bir isimdir. 

HZ. MEHDİ (A.S.) PEYGAMBERİMİZ' İN SOYUNDANDIR

"O (Mehdi) benim neslimden bir erkektir.

HZ. MEHDİ (A.S.) YAKIŞIKLI VE NURLUDUR

O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. 

HZ. MEHDİ (A.S.) SİYAH SAÇLIDIR

Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR

Omuzunda Peygamber'in nişanı/ alameti vardır.

 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN BEDEN RENGİ

Kırmızıya çalar beyaz renkli, Buğday tenlidir. 

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN GENEL GÖRÜNÜMÜ

Hz. Mehdi' nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir.

HZ. MEHDİ (A.S.)' IN BOYU

Mehdi, orta boylu olacaktır.

HZ. MEHDİ (A.S.) UYLUKLARI UZUNDUR

Uylukları uzundur, rengi arab rengidir.

HZ. MEHDİ (A.S.) YAŞI

Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır..

HZ. MEHDİ (A.S.) SAKALI

Sakalı bol ve sık olacaktır. 

HZ. MEHDİ (A.S.) BURNU GÜZELDİR

Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. 

 

MEHDİ'NİN VEFATI VE MÜDDETİ HAKKINDADIR

Mehdi on dokuz yıl hüküm sürecektir. 

HZ. MEHDİ (A. S.) ' I ALLAH SEÇMİŞTİR

 

Hadis: Hz. Mehdi (A.s.)' ın Bir Gecede Islahı

(4085) "...Ali (RA)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (SAV) şöyle buyurdu, demiştir:

El-Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir. Allah onu bir gecede islah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır.)" (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l 'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34, s. 348)

 

YORUM                :

Hadistede görüldüğü üzere Ahirzaman Mehdisini Allah seçmiş ve bir gecede ıslah etmiştir.

bottom of page