top of page

İRŞAD İBADETİNİN YAPILIŞI

İrşad, tebliğ demektir. İslam Dinini anlatmaya veya öğretmeye İrşad denir.

Tebliğ Konuları;

- İslam Dininin Kitabı Kur' an-ı Kerim

- Hz. Muhammed (S.a.v.)' in Hadis-i Şerifleri

Hidayete Erdirmenin Sevabı

 

Ali İmran Suresi 104. Ayet: Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

 

Hadis: Hidayete Erdirmenin Sevabı

“Kim hidayete çağrıda bulunursa, kendisine tabi olanların sevapları kadar ona sevap verilecek ve tabi olanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmeyecektir. Kim de dalalete davet ederse, kendisine tabi olanların günahları kadar günah ona verilecek ve tabi olanların günahlarından da hiçbir şey eksilmeyecektir.” (İbn Mâce, Sünnet 14)

 

Hadis: Hidayete Erdirmek Kırmızı Deveden Daha Hayırlıdır

Allah'a yemin ederim ki, Cenab-ı Hakkın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, en kıymetli dünya malından, kırmızı develere sahip olmaktan daha iyidir. [Buhari, Müslim]

 

Hadis: Hidayet İsteyin

Allahü teâlâ buyurdu ki: Ey kullarım! Benim hidayet ettiklerim hariç, hepiniz yanlış yoldasınız. Benden hidayet isteyiniz ki, sizi doğru yola eriştireyim.) [Müslim]

 

Hadis: Üç Kişinin Mükafatı İki Kattır

"Üç kimseye mukafaatı iki kat olarak verilecektir. Bunlardan biri, cariyesi bulunan bir adamdır. Cariyesini güzelce eğitir, terbiye eder sonra da onu azad edip onunla evlenir. İşte bunun için ona iki kat mukâfaat vardır. 

Bunlardan diğeri, kitab ehlinin iman edenidir. Bu kimse daha önce de mumin olduğu halde sonra da Rasuhıllah'a iman etmiştir. İşte bunun için ona iki kat mukâfaat vardır. 

Bunlardan bir diğeri ise, üzerinde bulunan Allah'ın hakkını yerine getiren hem de efendisine karşı samimi olan köledir. İşte buna da iki kat mukâfaat vardır"

(Buhari, K. cl-Cihad, bab: 145)

 

Hadis: Hidayete Ermenin Mükafatı

"İki ehli kitabtan (Yahudi ve Hıristiyanlardan) kim müslüman olursa onun için iki kat mukafaat vardır. Bizim ne hakkımız varsa onun da o hakkı vardır. Bizim ne yükümlülüğümüz varsa onun da o yükümlülüğü vardır. Muşriklerden kim müslüman olursa ona mukâfaatı verilecektir. Bizim ne hakkımız varsa onun da o hakkı vardır, bizim ne yükümlülüğümüz varsa onun da o yükümlülüğü vardır." 

(Ahmed b. Hanbel, Musned C. 5, S. 259)

 

Hadis: Hidayete Vesile Olanlardan Eyle

(Ya Rabbi, bizi hidâyetten sonra, başkalarının hidayetine vesile olanlardan eyle.) [Buhari]

 

Hadis: Hidayetin Mükafatı

Senin vasıtanla Allah’ın bir kişiye hidâyet vermesi, senin için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.) [Taberânî]

 

Hadis: Hidayete Vesile olan Cennetliktir

(Bir insanın hidayetine sebep olan [Onu ehli sünnet yapan] muhakkak cennete girer.) [Buhari]

İLİM ÖĞRENMEK FARZ, ÖĞRENMEMEK CAHİLLİK, CAHİLLİK İSE HARAMDIR

 

Hafız Kelime Kökeni

~ Ar ḥāfiẓ حافظ [#ḥfẓ fa.] a.a. < Ar ḥafaẓa حفظ korudu, sakladı → hıfz

Cahil Kelime Kökeni

~ Ar cāhil جاهل [#chl fa.] bilmeyen < Ar cahila جهل bilmedi → cehalet

Gaflet Kelime Kökeni

~ Ar ġafla ͭ غفلة [#ġfl msd.] aymama, habersiz olma, boş bulunma < Ar ġafala غفل aymadı, fark etmedi

 

Hafızlık

Arapça’da “korumak, ezberlemek” mânasındaki hıfz kökünden türemiş bir sıfat olan hâfız (çoğulu huffâz) sözlükte “koruyan, ezberleyen” anlamına gelip Kur’an’ın tamamını ezberleyene hâfız denilmiştir. 

Hâfız kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de sözlük anlamında birçok âyette yer almakta (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ḥfẓ” md.), üç âyette Allah’ın sıfatı olarak geçmektedir (Yûsuf 12/64; el-Hicr 15/9; el-Enbiyâ 21/82). Hz. Peygamber, hâfızları Abese sûresinde sözü edilen (80/15-16) “sefere-i kirâm”a benzetmiş ve hâfızların cennette onlarla beraber olacağını müjdelemiştir (Müsned, VI, 110; Dârimî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 11; Buhârî, “Tefsîr”, 80/1; Tirmizî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 13).

 

Cahillik

Cehâlet veya cehl sözlükte “bilmemek” anlamına gelir. Bu iki kavramın fıkıh terimi olarak kullanılışında ise genellikle şu farklılık göze çarpar: Cehl kişinin inanç, söz veya davranışları konusundaki bilgisizliğini, cehâlet ise kendi dışında kalan durumlara ilişkin bilinmezliği ifade eder. 

Bir başka ifadeyle cehl insanın, cehâlet varlık ve olayların vasfı olarak kullanılır. Meselâ yeni müslüman olan bir kimsenin, namaz kılarken konuşmanın namazı bozacağını bilmemesi cehl terimiyle, akid sırasında kiralanan evin özelliklerinin kiracı tarafından bilinmemesi cehâlet terimiyle ifade edilir. Bununla birlikte bazan bu iki terimin birbirinin yerine kullanıldığı da görülür. Öte yandan fıkıh eserlerinde yer yer cehl, rızâ ve iradenin bulunmadığını ifade etmek üzere “hata” ve “galat” kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Esasen cehl, bilinebilecek bir durum hakkındaki bilgisizlik, hata (galat) ise bir şeyi olduğundan başka türlü bilmek veya yanlış tasavvur etmek anlamındadır (galat ile hata arasındaki fark için bk. HATA). Bunlardan birincisi “el-cehlü’l-basît”, ikincisi “el-cehlü’l-mürekkeb” diye anılır. Buna göre hata cehlin bir türünü oluşturmaktadır.

Kaynak: Tdv İslam Ansiklopedisi

 

KONU İLE İLGİLİ AYETLER

Zariyat Suresi 51(10-11). Ayet: Diyanet Meali:

Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!

Bakara Suresi 2.67. Ayet: Diyanet Meali:

Hani Mûsâ kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Mûsâ, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.

Maide Suresi 5.50. Ayet: Diyanet Meali:

Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?

Araf Suresi 7.199. Ayet: Diyanet Meali:

Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

 

KONU İLE İLGİLİ HADİSLER

Hadis: İlim Öğrenmek Farzdır

Enes Bin Malik Radiyallahu Anh'dan rivayet edilmiştir;

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17)

Hadis: Cahillik Haramdır

Dinini öğrenmemek cahilliktir. Cahillik ise haramdır. (Hasen Sahih) (Sünen)

 

ANLAŞILAN                        :

Hafızlık islam ilmine sahip olmak demektir. 

Cahillik bilgisizlik, bilmeden konuşmaktır.

İslam ilmini ve ilimleri öğrenmek her insan ve cine farzdır. Öğrenmemek ise cahilliktir. Cahillik ise haramdır. Cahiller gaflet uykusundadır.

Biz İslamı bilmezsek bilmeden cahilce günah işleriz. İslamda dinini öğrenmek farzdır, bilmemekte mazeret değildir. Bu nedenle İslamı bilmeli ve ona göre yaşamalıyız. 

İLMİN YAYILMASI TEFSİRİ

 

İLMİN YAYILMASI HAKKINDA AYETLER

Mücadele Suresi 11. Ayet: Allah iman edenleri yüceltir; kendilerine ilim verilmiş müminleri ise, [cennette] kat kat derecelerle yükseltir.

Zümer Suresi 9. Ayet: De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir. 

 

İLMİN YAYILMASI HAKKINDA HADİSLER

Hadis: İlim Yoluna Giren Cennete Girer

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.” [Ebû Dâvûd, İlim 1]

Hadis: İslam' ı Öğreten Yüzü Nurlansın

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur.” [Tirmizî, İlim 7]

Hadis: İlim Gizlemenin Cezası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.” [Tirmizî, İlim 3]

El Hasıl: Burada, bir kimsenin bildiği halde cevap vermeyerek başkalarından esirgediğinden bahsedilen ve kıyamet gününde de kişinin ağzına gem vurulmasına sebep olan ilmin, herkes için bilinip öğrenilmesi zarûrî sayılan bilgiler olduğu kabul edilir. Bu bilgiler, genel anlamda ilmihal bilgileri diye anılan, itikadımızın, ibâdetlerimizin ve yaşadığımız hayatla ilgili diğer muamele ve ilişkilerimizin Allah katında makbul olması için ne yapmamız, nasıl hareket etmemiz gerektiğini öğreten bilgilerdir. Çünkü esirgenmesi câiz olmayan ve herkes için lüzumlu olan ilim budur. Kâfire İslâm’ı anlatmak, müslümana ibadetleri öğretmek, nelerin helâl nelerin haram olduğunu bilmek, bilmeyenin sorması halinde bunları cevaplandırmak zorunlu olup bu yöndeki bilgileri başkalarından esirgemek câiz olmaz. Gizlenilmemesi gereken bilgi gizlenir, insanlardan esirgenirse, ilmin yüksek gaye ve hedeflerinden uzaklaşılmış olur. Bunları gizleyen kimsenin ağzına kıyâmet gününde bir gem vurulur ve o, ilmi gizlemenin cezasını böylece çeker. Ağza gem vurulmasının sebebi, ilmin yayılmasına onun engel olması sebebiyledir. [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

İlmi Doğru Kişilerden Öğreniniz

Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

“Şüphesiz bu ilim din ilmidir. Öyle ise dininizi kimden öğrendiğinize iyi bakın.”

Hadis: İlmin Yayılması

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”

Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizî, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8

 

ANLAŞILAN                          :

İSLAMI ÖĞRENMEK FARZ, ÖĞRENMEMEK CAHİLLİK, CAHİLLİK İSE HARAMDIR. 

İlmin Yayılması

İslamda ilim diye kastedilen her türlü bilgi, bilgeliktir.

Öğretmenlik, Mühendislikte bir bilim olsada ilim bilimi kapsar. 

İlim öğrenmekte, öğretmekte sevaptır. 

Lakin İslam ilmini öğrenmek sevapken, öğretmek irşaddır, cihad sevabıdır. 

İslamda bir bilgiyi ilk kim bulduysa onundur. Başkaları o bilgiyi kullanmak için ilim sahibinden izin almazsa hırsızlık olur. 

Ayrıca İslam dinine göre, İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”

Yani İlmi yayılıyorsa sevap yazılmaya devam eder demektir.

Senin ilmin müridlerine yayılır. Müridlerinin ilmide müridlerine yayılır. Onlarda başkalarına yayar böylece sana hepsinden ilmin yayıldıpı için sevap yazılır. 

Ama müridinin ilmide müridlerine ve diğerlerine yayıldığı için o da ilmin yayılası sevabını ilmi yayıldığı kadar alır. Herkes ilminin yayılması kadar sevap alır. 

Eğer sen bir tefsiri, Fıkıh kitabını kendi araştırarak, amel ederek kendin tefsir ederek yazmışsan o senin fıkhın, senin ilmindir. Başkası sahip çıkamaz, çünkü başkası sana düşünce aktarmakla sadece sevap kazanır, ilmi yayılmış olur. Senin Tefsirinde bir söz hakkı yoktur. Eğer isterse kendiside kendi tefsirini yapabilir.

Düşünce aktaran sadece yardım etmiştir. O kadar başkada hakkı yoktur. 

Allah kimsenin gözünü hırsla bürümesin inşallah... 

İlim Öğreten ile Öğretmeyenin Durumu

İlim öğretmek herkese fayda veren baharsa, umursamamak kıştır. 

İlim Tahsil Ederken Ölen Peygamberlerle Beraberdir

Bir kimse İslâm’ı ihyâ edip yaşatmak için ilim tahsil ederken ölürse, onunla peygamberler arasında sadece bir derece vardır

İslam' ı Öğreten Yüzü Nurlansın

Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur.

İlim Gizlemenin Cezası

Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.

İLİM ÖĞRENME VE ÖĞRETME TEFSİRİ

 

İSLAMDA İLİM ÖĞRENMEK FARZ

Mücadele Suresi 11. Ayet: Allah iman edenleri yüceltir; kendilerine ilim verilmiş müminleri ise, [cennette] kat kat derecelerle yükseltir.

Zümer Suresi 9. Ayet: De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir. 

Hadis: İlimin (İslam Bilgisi) Cennete Götürmesi

İlim yolunu tutana, Allahü teâlâ Cennet yolunu açar.) [Tirmizi]

Hadis: Allah(c.c.)' tan Başkasına İbadetin Cahillik

De ki: "Ey cahiller, bana Allah'ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?" (39/64)

Hadis: İlmin Azalması ve Cahillik Kıyamet Alameti

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Size bir hadis söyleyeyim, onu benden sonra kimse tahdis edemez!

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İlmin azalması ve cehaletin ortaya çıkması kıyametin alametlerindendir!’ buyurdu.” Buhari 239, 240

 

1. İLİM NEYE BENZER?

Hadis: İlim Öğreten ile Öğretmeyenin Durumu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidâyet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o su sayesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak ve kaygan arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, Allah’ın dininde anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidâyeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir.” [Buhârî, İlim 20]

 

2. İLİM ÖĞRENMEK HERKESE FARZDIR

Hadis: İlim Öğrenmek Farzdır

Enes Bin Malik Radiyallahu Anh'dan rivayet edilmiştir;

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17)

 

3. İLİM ÖĞRENEN ALLAH YOLUNDADIR

Hadis: İlim Öğrenmenin Fazileti

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” [Tirmizî, İlim 2]

 

4. İLİM ÖĞRENENDEN MELEKLER HOŞNUT OLUR

Hadis: Melekler İlim Öğrenene Yardım Ederler

Zirr İbni Hubeyş şöyle dedi;

Mestler üzerine nasıl mesh edileceğini sormak üzere Safvân İbni Assâl radıyallahu anh’ın yanına gitmiştim. Bana:

– Zirr! Niçin geldin? diye sordu. Ben de:

– İlim öğrenmek için, deyince şunları söyledi:

– Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. Ben de:

– Büyük ve küçük abdestten sonra mestler üzerine nasıl mesh edileceği kafamı kurcaladı. Sen de Hz. Peygamber’in ashâbından olduğun için, onun bu konuda bir şey söylediğini duydun mu diye sormaya geldim, dedim. Safvân:

– Evet, duydum. Resûl-i Ekrem seferde bulunduğumuz zaman mestleri üç gün üç gece çıkarmamayı, büyük ve küçük abdest bozduktan, uyuduktan sonra bile mestlere meshetmeyi, ancak cünüp olunca mestleri çıkarmayı emrederdi, dedi.

– Onun sevgiye dair bir şey söylediğini duydun mu? diye sordum.

– Evet, duydum. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bir sefere çıkmıştık. Biz onun yanındayken bir bedevî kaba sesiyle:

– Muhammed! diye bağırdı.

Hz. Peygamber de onun sesine yakın bir sesle:

– “Gel bakalım”, dedi.

Bedevîye dönerek:

– Yazıklar olsun sana! Hz. Peygamber’in huzurunda bulunuyorsun. Kıs sesini! Yüksek sesle bağırmanı Allah yasakladı, dedim.

Bedevî:

– Vallahi sesimi kısmam, dedi ve Resûl-i Ekrem’e: Birilerini seven, ama onlarla beraber olacak kadar iyiliği bulunmayan kimse hakkında ne dersin? diye sordu.

Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

– “Bir kimse, kıyamet gününde, sevdikleriyle beraberdir.”

Safvân İbni Assâl sözüne devamla dedi ki:

– Hz. Peygamber bu konuda uzun uzun konuştu. Hatta bir ara batı taraflarında bulunan bir kapıdan bahsetti. “Kapı yaya yürüyüşüyle kırk yıl veya yetmiş yıl (yahut râvinin hatırladığına göre süvari gidişiyle kırk veya yetmiş yıl) genişliğindedir”, buyurdu.

Şamlı muhaddislerden Süfyân İbni Uyeyne şöyle dedi:

– Allah gökleri ve yeri yarattığı gün, bu kapıyı tövbe için açık olarak yaratmıştır. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar o kapı kapanmayacaktır.

[Tirmizî, Daavât 98]

*“Güneş battığı yerden doğuncaya kadar o kapı kapanmayacaktır” ifadesiyle, kıyamet kopana kadar insanların tövbe edebileceği anlatılmak istenmiştir. Bu bir müjdedir. Allah Teâlâ’nın kullarına olan sevgi ve merhametinin sonsuzluğunu göstermektedir. [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

 

5. İLİM ÖĞRENENE BAKANI ALLAH RIZIKLANDIRIR

Hadis: İlim Öğrenenin Bakanı Rızıklanır

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan biri (ilim öğrenmek için) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelir, diğeri de (geçimlerini temin için) çalışırdı. (Bir gün) çalışan kardeş, ötekini Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e şikâyet etti. Peygamber aleyhisselâm da:

“Belki de sen, onun yüzünden iş buluyor, rızıklandırılıyorsun” [Tirmizî, Zühd 33]

 

6. İLİM PEYGAMBERLERİN MIRASIDIR

Hadis: İlim Yoluna Giren Cennete Girer

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.” [Ebû Dâvûd, İlim 1]

 

7. İLİM TAHSİL EDENE CENNET YOLU KOLAYLAŞIR

Hadis: İlim Cennet Yoludur

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.” [Müslim, Zikr 39]

 

8. İLIM TAHSİL EDERKEN ÖLEN KİŞİ

Hadis: İlim Tahsil Ederken Ölen Peygamberlerle Beraberdir

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse İslâm’ı ihyâ edip yaşatmak için ilim tahsil ederken ölürse, onunla peygamberler arasında sadece bir derece vardır” [Dârimî, Mukaddime 32]

 

9. İLİM VERILEN VE VERİLMEYEN KİMSELERİN DURUMU

Hadis: İlim Tahsil Eden İle Cahilin Durumu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Haklarında yeminle söz söyleyebileceğim üç haslet vardır; iyi belleyiniz!

Sadaka vermekle kulun malı eksilmez.

Uğradığı haksızlığa sabredenin  Allah şerefini arttırır.

Dilenme kapısını açan kimseye Allah,  fakirlik kapısını açar. (Veya buna benzer bir cümle söyledi).

“Yine size bir söz daha söyleyeceğim, onu da iyi belleyiniz” dedi ve şöyle buyurdu:

“Dünyada dört kısım insan vardır:

(Birincisi) Allah’ın kendisine mal ve ilim verdiği kimsedir. Bu kişi Allah’a karşı saygılı davranır, hısımlarını görüp gözetir, o maldaki Allah’ın hakkını yerine getirir. Bu, en üst derecedir.

(İkincisi), Allah’ın kendisine ilim verip mal vermediği iyi niyetli kimsedir. O, iyi niyetle, “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım” der. Bu, iyi niyetinin karşılığını görür.  İkisinin sevabı eşittir.

(Üçüncüsü), Allah’ın mal verip ilim vermediği kimsedir. O bilgisizliği yüzünden  malını gelişi güzel harcar, Allah’a karşı sorumlu davranmaz, hısımlarını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi, en kötü durumdadır.

(Dördüncüsü), Allah’ın ne mal ne de ilim verdiği kimsedir. Bu kişi der ki, “Eğer malım olsaydı, ben de  falan gibi  yer-içerdim”. Bu da niyetinin karşılığını görür. Binaenaleyh bu iki kişinin vebâli eşittir.” [Tirmizî, Zühd 17]

 

10. İLMİ DÜNYALIK ELDE ETMEK İÇİN ÖĞRENEN KİŞİ

Hadis: Nefsi İçin İlim Öğrenen Cehenneme Gider

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Azîz ve celîl olan Allah’ ın hoşnudluğunu kazanmaya yarayan bir ilmi, sırf dünyalık elde etmek için öğrenen kimse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz.” [Ebû Dâvûd, İlim 12]

Hadis: İlmi Cihat İçin Öğreniniz

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Alimlere karşı böbürlenmek veya cahillerle münakaşa etmek veyahut halkın teveccühünü kendinize çevirmek için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa. o kimse ateştedir.” [İbni Mace, 259]

Hadis: Övgü İçin İlim Öğrenenin Durumu

“Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb-ı Hak:

– Peki, bunlara karşılık ne yaptın? buyurur.

– Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim, diye cevap verir.

– Yalan söylüyorsun. Sen, “babayiğit adam” desinler diye savaştın, o da denildi, buyurur. Sonra emrolunur da o kişi yüzüstü cehenneme atılır. Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur‘an okumuş bir kişi huzura getirilir. Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Ona da:

– Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar.

– İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızân için Kur’an okudum, cevabını verir.

– Yalan söylüyorsun. Sen “âlim” desinler diye ilim öğrendin, “ne güzel okuyor” desinler diye Kur’an okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi, buyurur. Sonra emrolunur o da yüzüstü cehenneme atılır.

(Daha sonra) Allah’ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah  verdiği nimetleri ona da hatırlatır. Hatırlar ve itiraf eder.

– Peki ya sen bu nimetlere karşılık ne yaptın? buyurur.

– Verilmesini sevdiğin, razı olduğun hiç bir yerden esirgemedim, sadece senin rızânı kazanmak için verdim, harcadım, der.

– Yalan söylüyorsun. Halbuki sen, bütün yaptıklarını “ne cömert adam” desinler diye yaptın. Bu da senin için zaten söylendi, buyurur. Emrolunur bu da yüzüstü cehenneme atılır.”

[Müslim, İmâre 152]

11. İLMİYLE AMEL ETMEYEN KİŞİ 

Bakara Sûresi, 44. Ayet: “Kitabı okumakta olduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi nasıl unutursunuz? Artık aklınızı başınıza almayacak mısınız.?”

 

12. ALİME GIPTA EDİLEBİLİR

Hadis: İlim ile Gıta Edilir

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:

Allah’ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse;

Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.”

[Buhârî, İlim 15, Zekât 5]

 

13. ANCAK ALİMLER ALLAH' TAN HAKKIYLA KORKAR

Fâtır Sûresi, 28. Ayet: “Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.” 

 

14. ALİMLER EMR-İ BİL MARUF YAPMALIDIR

Hadis: Ma’ruf’u emir ve münkerden nehiy vazifesi, müslümanlar üzerine bir farzdır. Bunun farziyeti Kitab ve Sünnet’le sabittir. Aynı zamanda bu farz, İslâm’ın en büyük farzlarından biri ve dinin temelidir. İslâm nizamı bu sayede kemâle erer ve yücelir. Şu kadar var ki, bu vazifeyi yerine getirecek bir grup teşekkülü farz-ı kifâyedir. İslâm ümmeti, bu görevi yerine getirecek bir cemaat yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu yerine getirilmediği takdirde, bütün ümmet mes’uliyetten kurtulamaz.

Ma’ruf’u emir ve münkerden nehiy vazifesini yerine getirecek olanlar, öncelikle İslâm’ı iyi bilen âlimlerdir. O halde, ümmetin her sahada âlimler yetiştirmesi gerekir. [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

 

15. İLİM SAHİBİ BİLDİĞİNİ ANLATMAKLA YÜKÜMLÜDÜR 

Hadis: İslam' ı Öğreten Yüzü Nurlansın

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur.” [Tirmizî, İlim 7]

Hadis: İlim Gizlemenin Cezası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.” [Tirmizî, İlim 3]

El Hasıl: Burada, bir kimsenin bildiği halde cevap vermeyerek başkalarından esirgediğinden bahsedilen ve kıyamet gününde de kişinin ağzına gem vurulmasına sebep olan ilmin, herkes için bilinip öğrenilmesi zarûrî sayılan bilgiler olduğu kabul edilir. Bu bilgiler, genel anlamda ilmihal bilgileri diye anılan, itikadımızın, ibâdetlerimizin ve yaşadığımız hayatla ilgili diğer muamele ve ilişkilerimizin Allah katında makbul olması için ne yapmamız, nasıl hareket etmemiz gerektiğini öğreten bilgilerdir. Çünkü esirgenmesi câiz olmayan ve herkes için lüzumlu olan ilim budur. Kâfire İslâm’ı anlatmak, müslümana ibadetleri öğretmek, nelerin helâl nelerin haram olduğunu bilmek, bilmeyenin sorması halinde bunları cevaplandırmak zorunlu olup bu yöndeki bilgileri başkalarından esirgemek câiz olmaz. Gizlenilmemesi gereken bilgi gizlenir, insanlardan esirgenirse, ilmin yüksek gaye ve hedeflerinden uzaklaşılmış olur. Bunları gizleyen kimsenin ağzına kıyâmet gününde bir gem vurulur ve o, ilmi gizlemenin cezasını böylece çeker. Ağza gem vurulmasının sebebi, ilmin yayılmasına onun engel olması sebebiyledir. [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

 

16. İSLAM İLMİNİ ANCAK DOĞRU KİŞİLERDEN ÖĞRENİNİZ

Hadis: Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

“Şüphesiz bu ilim din ilmidir. Öyle ise dininizi kimden öğrendiğinize iyi bakın.”

 

İSLAM' DA CEHALET (CAHİLLİK)

Cahil: Arapça 'chl' kökünden gelen cāhil جاهل  "bilmeyen" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça cahila جهل  "bilmedi (bilgisiz kalmak)" fiilinin failidir. Daha fazla bilgi için cehalet maddesine bakınız.

Dinimize göre ise; cahillik dinini öğrenmemektir. Cahillik ise dinimizde haramdır.

 

Bakara Suresi 206. Ayet: Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu (kibir) onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

Zümer Suresi 64. Ayet: De ki: "Ey cahiller! Siz bana Allah' tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?"

Hucuret Suresi 6. Ayet: Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

Nahl Suresi 119. Ayet: Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Hadis: Cahillik Haramdır

Dinini öğrenmemek cahilliktir. Cahillik ise haramdır. (Hasen Sahih) (Sünen)

Hadis: Allah' ın En Güzel Lütfu Akıl

Muhammed b. Müslim, Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini bildirdi:

 «Allah, aklı yaratınca onu konuşturdu, ardından ona: "Beri gel." dedi, akıl beri geldi. Sonra: "Geri git." dedi, akıl geri gitti. Sonra şöyle buyurdu: İzzetim ve celâlim hakkı için senden daha sevimli bir şey yaratmış değilim. Senin eksiksiz, olgun halini ancak sevdiğim kimselere bahşederim. Sadece sana emreder, yalnız sana yasaklarımı yöneltir, sırf seni cezalandırır ve yalnızca seni ödüllendiririm.» (Hasen Sahih)

Hadis: Kişinin Düşmanı Cehalettir

Hasan b. el-Cehm şöyle rivayet eder: İmam Rıza (Ali b. Musa aleyhisselâm)’ dan şunları dinledim:

«Her kişinin dostu aklıdır; düşmanı da cehaletidir.» (Hasen Sahih)

Hadis: İnsan Aklı Yaptıpından Sorumlu Tutulacaktır

Sekunî, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet eder:

«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: «Tavırları güzel ve sempatik bir adamdan(erkekten) size bir haber gelirse, siz asıl onun aklının güzelliğine bakınız; çünkü bu insan aklının düzeyine göre yapıp ettiklerinin karşılığını görecektir.»

Hadis: Cehaletin Yoksulluk, Aklın Faydalı Olması

Serri b. Halid, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmişlerdir:

«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu: «Ey Ali! Cehaletten daha çetin bir yoksulluk ve akıldan daha faydalı bir mal yoktur.»

 

ANLAŞILAN                          :

İSLAMI ÖĞRENMEK FARZ, ÖĞRENMEMEK CAHİLLİK, CAHİLLİK İSE HARAMDIR. 

İlim Öğreten ile Öğretmeyenin Durumu

İlim öğretmek herkese fayda veren baharsa, umursamamak kıştır. 

İlim Öğrenmenin Fazileti

İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.

Melekler İlim Öğrenene Yardım Ederler

Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler.

İlim Öğrenenin Bakanı Rızıklanır

“Belki de sen, onun yüzünden iş buluyor, rızıklandırılıyorsun”

İlim Yoluna Giren Cennete Girer

“Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.

İlim Tahsil Ederken Ölen Peygamberlerle Beraberdir

Bir kimse İslâm’ı ihyâ edip yaşatmak için ilim tahsil ederken ölürse, onunla peygamberler arasında sadece bir derece vardır

Nefsi İçin İlim Öğrenen Cehenneme Gider

Azîz ve celîl olan Allah’ ın hoşnudluğunu kazanmaya yarayan bir ilmi, sırf dünyalık elde etmek için öğrenen kimse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz. 

 

İlim ile Gıta Edilir

Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:

Allah’ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse;

Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.

ANCAK ALİMLER ALLAH' TAN HAKKIYLA KORKAR

Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar. Cahiller korkmaz. 

ALİMLER EMR-İ BİL MARUF YAPMALIDIR

Ma’ruf’u emir ve münkerden nehiy vazifesi, müslümanlar üzerine bir farzdır. Bunun farziyeti Kitab ve Sünnet’le sabittir. Aynı zamanda bu farz, İslâm’ın en büyük farzlarından biri ve dinin temelidir. İslâm nizamı bu sayede kemâle erer ve yücelir. Şu kadar var ki, bu vazifeyi yerine getirecek bir grup teşekkülü farz-ı kifâyedir. İslâm ümmeti, bu görevi yerine getirecek bir cemaat yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu yerine getirilmediği takdirde, bütün ümmet mes’uliyetten kurtulamaz.

Ma’ruf’u emir ve münkerden nehiy vazifesini yerine getirecek olanlar, öncelikle İslâm’ı iyi bilen âlimlerdir. O halde, ümmetin her sahada âlimler yetiştirmesi gerekir. [Riyazüs Salihin Şerhi, Erkam Yay.]

İslam' ı Öğreten Yüzü Nurlansın

Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur.

İlim Gizlemenin Cezası

“Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.” [Tirmizî, İlim 3]

İSLAM İLMİNİ ANCAK DOĞRU KİŞİLERDEN ÖĞRENİNİZ

Şüphesiz bu ilim din ilmidir. Öyle ise dininizi kimden öğrendiğinize iyi bakın.

SONUÇ:

İslamı öğrenmek her müslümana fardır.

Bilim alanlarına giren diğer ilimleri öğrenmek de öğretmekte sevaptır.

Öğretmenlik, Doktorluk, Hemşirelik, Bilgisayar Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Muhasebe, Yöneticilik, Bankacılık vb. Her türlü insnaların yararına olan ilimleti öğrenmek ve öğretmek sevaptır. 

bottom of page