
İKRAM FIKHI
İslam Neyse o ... Allah daima üstündür... Allahü Ekber !!!

ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR
Bakara Suresi 2.142. Ayet: Diyanet Meali:
Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."
Bakara Suresi 2.253. Ayet: Diyanet Meali:
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.
Bakara Suresi 2.272. Ayet: Diyanet Meali:
Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.
Bakara Suresi 2.284. Ayet: Diyanet Meali:
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Ali İmran Suresi 2.13. Ayet: Diyanet Meali:
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.
Ali İmran Suresi 2.26. Ayet: Diyanet Meali:
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."
Ali İmran Suresi 2.37. Ayet: Diyanet Meali:
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
Ali İmran Suresi 2.40. Ayet: Diyanet Meali:
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.
Nisa Suresi 2.49. Ayet: Diyanet Meali:
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarırve kendilerine kıl kadar zulmedilmez.
Tevbe Suresi 2.14-15. Ayet: Diyanet Meali:
Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Rad Suresi 13.27. Ayet: Diyanet Meali:
İnkâr edenler diyorlar ki: "Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir."
Kasas Suresi 28.68. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
Fetih Suresi 48.14. Ayet: Diyanet Meali:
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
ANLAŞILAN :
Allah, dilediğini yapar...
Allah' ın Bağışlaması Merhameti
Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder.
Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder.
Allah' ın Yardımı
Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu.
Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin.
Allah' ın Yeryüzüne Müdahaleleri
Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.
Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir, dilediğini dalalete sürükler.
Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez.
"Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir."
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Kimsenin ise seçim hakkı yoktur.
Allah, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir.
Allah' ın her şeye gücü yeter...
ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR, DİLEDİĞİNİ SEÇER
Ali İmran Suresi 3.40. Ayet: Diyanet Meali:
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.
Ali İmran Suresi 3.129. Ayet: Diyanet Meali:
Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kasas Suresi 28.68. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
ANLAŞILAN :
Allah dilediğini yapar.
O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah istediğini seçer. Kimsenin bu konuda konuşma, reddetme hakkı yoktur. Küfür olur. Küfreden kafir olur.
Allah emrettiğine aykırı hareket eder mi?
Allah dilediğini yapar ama Allah emrettiğini uygular, uygulatır.
ALLAH KİMSEYE HAKSIZLIK ETMEZ
Ali İmran Suresi 182. Ayet: Suat Yıldırım Meali:
İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildir.
Nisa Suresi 40.Ayet: Diyanet Meali (Yeni)
Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.
ANLAŞILAN :
Allah kimseye haksızlık etmez. Allah haksızlık ederek zulmedici değildir.
Yani siz salihken size kafir muamelesi yapmaz.
Sevaplarınız fazlayken sizi cehenneme atmaz.
Mahşerde kimseye küçücük bile olsa haksızlık edilmez.
Mecbur kalmadıkça emrettiği İslamı yıkmaz.
İslamda ne emrediliyorsa size de o uygulanır.
ALLAH MALA MÜLKE DEĞİL KALBE BAKAR
Hadis: Kalblerimize Bakar
Sevgili Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah Teâlâ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalblerinize bakar."
(Müslim, Birr 33. İbni Mâce, Zühd 9)
Hadis: Allah Dış Görünüme ve Mal Mülke Bakmaz, Amele Bakar
Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselam buyurmaktadır:
"Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)
ANLAŞILAN :
Allah görünüme de makama da mal mülke de bakmaz.
Allah İman ve amele göre sizi Cennet ve Cehennemine yerleştirecektir.
Mal, mülk boştur. Allah Cennette Mal mülk veriyor. Bu dünyada salih amel etmeliyiz.
ALLAH KİMSEYE KALDIRAMAYACAĞI YÜK/YÜKÜMLÜLÜK YÜKLEMEZ
KONU HAKKINDA AYETLER
Bakara Suresi 2.286. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."
ANLAŞILAN :
Allah hiç kimseye kaldıramayacağı/yapamayacağı sorumluluk/görev vermez. Yani kimseyi mahsur etmez.
ALLAH KİMSEYİ GEÇMİŞİYLE YARGILAMAZ
Bakara Suresi 2:37. Ayet: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
Bakara Suresi 2:54. Ayet: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.
Bakara Suresi 2:160. Ayet: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.
Bakara Suresi 2:284. Ayet: Diyanet Meali
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Nisa Suresi 2:146. Ayet: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir.
ANLAŞILAN :
Allah tövbeleri dilediği kişiler için kabul eden ve onları bağışlayandır.
Allah geçmiş günahlarından tövbe edep, durumunu düzeltenleri affeder bağışlar. Onlar müminlerle, hatta salihlerle beraberdir.
İslamda önünğ kesme, tıkama üzerine basma yoktur.
Allah kimseyi geçmişi ile YARGILAMAZ.
ALLAH (C. C.) KİMLERİ SEVER
Allah,Kendi Yolunda Saf Bağlayarak Savaşanları Sever
Saff Suresi 4. Ayet: “İyi bilin ki, Allah kendi yolunda kurşunlu bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.”
Allah, Adil Olanları Sever
Hucurat Suresi 9. Ayet: “Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.”
Allah Muhsinleri – İyilik Edenleri Sever
Ali İmran Suresi 134. Ayet: “Onlar bollukta ve darlıkta sarf ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler.
Allah iyilik yapanları sever.”
Allah, Tevekkül Edenleri Sever
Ali İmran Suresi 159. Ayet: “İşler hakkında onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi artık Allah’a tevekkül et. Muhakkak Allah, tevekkül edenleri sever.”
Tevekkül: Tevekkül'ün dini terim olarak anlamıysa, bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sonucu Allah'tan beklemek anlamına gelmektedir.
Allah, Tevbe Edenleri Sever
Bakara Suresi 222. Ayet: “Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.”
Allah, Muttakileri Sever
Ali İmran Suresi 76. Ayet: “Hayır, öyle değil Kim sözünü yerine getirir ve günahtan sakınırsa bilsin ki Allah takva sahiplerini sever.”
Allah, Sabredenleri Sever
Ali İmran Suresi 146. Ayet: “Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.”
Allah, Temizlenenleri Sever
Tevbe Suresi 149. Ayet: “Onun için kesinlikle orada namaza durma! Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onun içerisinde tertemiz olmayı seven kimseler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever.”
Allah, Peygamber’e Tâbi Olanları – Uyanları Sever
Ali İmran Suresi 31. Ayet: “De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder.”
ALLAH (C. C.) KİMLERİ SEVMEZ
Enam Suresi 141. Ayet: (Allahü teâlâ, israf edenleri sevmez.)
Lokman Suresi 18. Ayet: (Allahü teâlâ, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.)
Bakara Suresi 205. Ayet: …Allah, fesadı sevmez.
Bakara Suresi 276. Ayet: …Allah, nankörlüğe batmış günahkârların hiçbirini sevmez.
Ali İmran Suresi 32. Ayet: …Allah, küfre sapanları sevmez.
Ali İmran Suresi 57. Ayet: …Allah, zalimleri sevmez.
Ali İmran Suresi 140. Ayet: …Allah, zulme sapanları sevmez.
Nisa Suresi 36. Ayet: …Allah, kasılıp böbürlenen şımarıkları sevmez.
Nisa Suresi 107. Ayet: …Allah, sürekli hainlik eden günahkârı sevmez.
Maide Suresi 64. Ayet: …Allah, bozguncuları sevmez.
Maide Suresi 87.Ayet: …Allah, azıp sınırı aşanları sevmez.
Enam 141 / A'raf 31. Ayet: …Allah, israf edenleri sevmez.
A' raf Suresi 55. Ayet: …Allah, haddi aşanları/azmışları sevmez.
Enfal Suresi 58. Ayet: …Allah, hainlik edenleri sevmez.
Hac Suresi 38. Ayet: …Allah, hiçbir haini, hiçbir nankörü sevmez.
Kasas Suresi 76. Ayet: …Allah, şımaranları sevmez.
Kasas Suresi 77. Ayet: …Allah, fesat peşinde koşanları sevmez.
Lokman Suresi 18. Ayet: …Allah, kurula-kurula kendini övenlerin hiçbirini sevmez.
Şura Suresi 40. Ayet: …Allah, zalimleri hiç sevmez.
Hadid Suresi 23. Ayet: …Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.
ANLAŞILAN :
Kısacası Allah (c. c.) kendisine ibadet edeni, temiz kalpliyi sever. Kafiri günahkarı sevmez.
Salihlere iyilik eder, kötülere bela musibet verir. Allahın adaleti budur. Bu ödül ve cezadır.
Sınavda olsakta dünyada da yaptıklarına göre ödül ve ceza vardır.
ALLAH (C. C.) DİLEDİĞİNİ HİDAYETE ERDİRİR, DİLEDİĞİNİ HİDAYETE ERDİRMEZ
Bakara Suresi 2.258. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Bakara Suresi 2.264. Ayet: Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
Zumer Suresi 39.3. Ayet: Diyanet Meali:
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
Mumin Suresi 40.28. Ayet: Diyanet Meali:
Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez."
Haşr Suresi 59.19. Ayet: Diyanet Meali:
Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
ANLAŞILAN :
Allah kafirleri hidayete erdirmez.
Allah yalancı ve nankörleri doğru yola iletmez.
Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.
Allah(c. c.) kendini unutanları unutur. Onlar fasık olurlar.
İSLAMDA VAAT/VAAD KELİME KÖKENİ
Vaat Kelime Kökeni ~ Ar waˁd وعد [#wˁd msd.] söz verme < Ar waˁada وعد söz verdi
Allah Cennet ve Cehennemi Ödül ve Ceza olarak Vaad Ediyor
Nisa Suresi (95-96). Ayet: Diyanet Meali:
Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 68. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
Ali İmran Suresi 9. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez.
Ali İmran Suresi 194. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin.
Maide Suresi 9. Ayet: Hasan Basri Çantay Meali:
Allah îman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlara va'd etdi: Onlar için bir mağfiret ve çok büyük bir mükâfat vardır.
Tevbe Süresi 77. Ayet: Diyanet Meali:
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
ANLAŞILAN :
Allah müminlere cenneti kafirlere cehennemi vaad ediyor.
Allah kıyamet gününde yeniden diriltilip toplanmayı vaad ediyor.
Allah vaadinden dönmez...
ALLAH' A VERDİĞİN SÖZDEN DÖNMEK
Ali İmran Suresi 77. Ayet: Diyanet Meali:
Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Bakara Suresi 27. Ayet: Diyanet Meali:
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Bakara Suresi 40. Ayet: Diyanet Meali:
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
ANLAŞILAN :
Allah verdiği sözden sonra onu pekiştirip sonra bozan yani sözünden dönenler,
Allah' a verdiği sözü ve yeminleri az bir karşılığa değişenler,
İman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri koparanlar,
Allah bunlarla, kıyamet günü konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir.
İşte bunların ahirette nasibi yoktur. Cehennemde yanacaklardır.
Onlar için elem dolu bir azab vardır.
ALLAH' IN İSLAMA GÖRE KULLARA YARDIMI HAKKINDA TEFSİR
ALLAH' IN İSLAMA GÖRE KULLARA YARDIMI HAKKINDA AYETLER
Bakara Suresi 2.257. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
Ali İmran Suresi 3.13. Ayet: Diyanet Meali:
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı.
Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.
Ali İmran Suresi 3.123. Ayet: Diyanet Meali:
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O hâlde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Ali İmran Suresi 3.160. Ayet: Diyanet Meali:
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Nisa Suresi 4.45. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.
Nisa Suresi 4.79. Ayet: Diyanet Meali:
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
Bakara Suresi 2.58. Ayet: Diyanet Meali:
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.
Ali İmran Suresi 3.172. Ayet: Diyanet Meali:
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.
Nisa Suresi 4.114. Ayet: Diyanet Meali:
Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
Enam Suresi 6.160. Ayet: Diyanet Meali:
Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
Hud Suresi 11.115. Ayet: Diyanet Meali:
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.
Neml Suresi 27.11. Ayet: Diyanet Meali:
Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.
Kasas Suresi 28.84. Ayet: Diyanet Meali:
Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
Zumer Suresi 39.33. Ayet: Diyanet Meali:
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır.
Şura Suresi 42.23. Ayet: Diyanet Meali:
İşte bu, Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum." Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Nisa Suresi 48. Ayet: Diyanet Meali
Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
Bakara Suresi 268. Ayet: Diyanet Meali
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Bakara Suresi 268. Ayet: Diyanet Meali
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
KONU HAKKINDA HADİSLER
Hadis: Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.v) da Hadis-i Şeriflerinde; ““Az sadaka çok belayı def eder ve sadaka ömrü uzatır.”(Heysemi, Mecmaü’z-Zevaid, III/63)
Allah' ın Affetmesi
Hadis: Müslim'de Ebu Hüreyre'nin bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi." Rezin şu ziyadede bulundu: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdu ki: "Nefsim elinde bulunan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun ki, günah işlemediğiniz takdirde ondan daha büyük olan ucb'e düşeceğinizden korkarım." Bu rivayet, Münziri'nin et-Terğib ve't-Terhib'inde kaydedilmiştir (4, 20).
Kaynak: Müslim, Tevbe 9, (2748).
Hadis: Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam (bir hadis-i kudsi'de) Rabbinden naklen buyururlar ki: "Bir kul günah işledi ve: "Ya Rabbi günahımı affet!" dedi. Hak Teala da: "Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır." Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim günahımı affet!" der. Alllah Teala Hazretleri de: "Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır." Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim beni affeyle!" der. Allah Teala da: "Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muahaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu."
Kaynak: Buhari, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29, (2758).
Allah' ın Belaları Def Etmesi
Hadis.: “Sadaka belâyı defeder.”
(Bkz. Tirmizî, Zekât, 28/664; Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 108)
Hadis: “Merhamet edenlere, Cenâb-ı Hak merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekiler de size merhamet etsin…”
(Tirmizî, Birr, 16; Ebû Dâvud, Edeb, 58)
ANLAŞILAN :
Allah' ın İslama Göre Yardımı Genel
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
Allah da dilediğini yardımıyla destekler. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir?
Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.
Kuran' ı Tasdik' in Mükafatı
Kuran' ı tamamen doğru okuyan ve okuduğuna inanıp tasdik edenlere diledikleri herşey vardır. Bu iyilik edenlerin mükafatıdır.
İyiliğin Mükafatı
Güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.
Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır.
Kim İslam yolunda iyi bir amel ederse onun iyiliği (ihsanı) artırılır.
Sadaka veren, iyilik yapan, insanların arasını düzeltenleri, bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat verilir.
Zulmedenler kötülüğün yerine iyilik yaparsa Allah çok bağışlayıcıdır.
Allah' ın Affetmesi
Allah şirk dışındaki bütün günahları dilediği kişiler için affeder. Ancak affetmeyeceğini vaad ettiği günahlarda vardır.
Allah affettiği zaman o günahtan veya cezadan sorumlu olmazsın.
Allah' ın Belalardan Kurtarması
Allah mağfiret (af) ve bol nimet va’dediyor.
Sadaka belâyı defeder. Allah fakirlere yardım edenlerin başına gelebilecek belaları önceden bilir. O kuluna yardım eder. Başına gelecek belayı önler. Allah rahmet ederse, her sadaka bir belayı def eder.
ALLAH (C. C.) ' IN KORUMASI
Allah Teâlâ'nın, mü'min kulunu muhafazası (koruması) türlüdür:
ALLAH (C. C.) ' IN KORUMASI (BİRİNCİ TÜR)
1. Allah Teâlâ'nın, kulunun bedenini, çocuğunu, eşini ve malını muhafazası gibi dünya işleriyle ilgili korumasıdır.
Rad Suresi 11. Ayet: Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Onun önünde ve arkasında, Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.”
Hadis: Abdullah b. Abbas -Allah ondan ve babasından râzı olsun- bu âyet hakkında şöyle demiştir:
“Onlar, Allah'ın emriyle onu koruyan meleklerdir. Kader geldiği zaman onu korurlar.”
Hadis: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah ve akşam şöyle dua ederdi:
"Allah'ım! Beni, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden muhafaza et/koru."
Ahmed ve Tirmizî rivâyet etmişler, Elbânî de "Hadis, sahihtir" demiştir.
2. Kim, çocukluğunda ve kuvvetli zamanında Allah Teâlâ'nın hakkını muhafaza ederse, yaşlanıp kuvveti zayıfladığında da Allah Teâlâ onu muhafaza eder. Onu işitmesiyle, görmesiyle, kuvvetiyle ve aklıyla faydalandırır.
Allah Teâlâ, kulun sâlih olması sebebiyle ölümünden sonra da neslini muhafaza eder.
Kehf Suresi 82. Ayet:
"Ve o ikisinin babası sâlih idi.
Şüphesiz o iki kişi babalarının sâlih olması sebebiyle muhafaza edilmiştir.
Hadis: Saîd b. el-Müseyyib -Allah ona rahmet etsin- oğluna şöyle demiştir:
"Şüphesiz senin muhafaza edilmen sûretiyle gözetileceğimi umarak namazımı artırıyorum."
Sonra şu âyeti okudu:
"Ve o ikisinin babası sâlih idi." [4]
[4] Kehf Sûresi: 82
Hadis: Ömer b. Abdulaziz -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Bir mümin öldüğü zaman, Allah Teâlâ mutlaka onun geride kalan neslini korur."
İbn-i Münkedir -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Şüphesiz ki Allah, sâlih kimseyi, çocuğunu, torununu ve komşularını korur. Allah'ın koruması ve onların kötülüklerini örtmesi devam eder."
Hadis: Şaşılacak şeylerdendir ki, Allah Teâlâ, tabiatında eziyet vericilik olan hayvanları bile, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in azatlı kölesi Sefîne'nin başından geçtiği gibi, eziyete karşı bir koruma yapmıştır.
Sefîne'nin -Allah ondan râzı olsun- bineği parçalanınca bir adaya çıkmıştı. Birden orada bir arslan gördü. Onunla beraber yürümeye başladı ve aslan ona yol gösterdi. O durduğu zaman aslan çağırır gibi hareket ediyordu. [5]
[5] Bunu Taberânî ve sahih kaydıyla Hakim rivayet etmiştir. Zehebî, Hakim'in tashihini onaylamıştır.
3. Allah Teâlâ'nın emrini gözetmeyeni ise, o kimse fayda ümit etse bile, zarara veya sıkıntıya uğradığında Allah Teâlâ onu gözetmez.
Hadis: Fudayl b. İyâd -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Şüphesiz ki Allah'a isyan ettiğimi, kölemin ve hayvanımın huysuzluk etmesinden anlayabiliyorum."
ALLAH' IN KORUMASI (İKİNCİ TÜR)
4. Bu en şerefli ve en kıymetli olanıdır. Allah Teâlâ'nın kulunu, dîni ve îmânı hakkında muhafaza etmesidir. Onu saptırıcı şüphelerden, haram olan şehvetlerden ve ölümü anında îmânsız gitmekten korur.
Hadis: Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyuyacağı zaman şöyle derdi:
Senin isminle Rabbim, yanımı (vücudumu yatağıma) bıraktım ve senin irâdenle onu kaldırırım.Canımı alırsan ona rahmet et.Eğer geri gönderirsen, salih kullarını koruduğun gibi, onu da koru."
Buhâri ve Müslim
Hadis: Yine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyuyacağı zaman şöyle derdi:
“Allahım! Nefsimi sen yarattın ve onu sen öldürürsün. Nefsimin ölümü ve yaşaması, sana âittir. Eğer yaşatırsan onu koru, öldürürsen onu bağışla. Allahım! Senden âfiyet dilerim.”
Müslim
Hadis: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ömer b. Hattab'a -Allah ondan râzı olsun- şöyle duâ etmesini öğretmiştir:
"Allah'ım! Ayaktayken beni İslâm ile muhafaza et. Otururken beni İslâm ile muhafaza et. Yatarken beni İslâm ile muhafaza et. Beni düşmanın ve hasetçinin diline düşürme! Allahım! Anahtarları senin elinde olan her türlü iyiliği senden dilerim. Yine, anahtarları senin elinde olan her türlü kötükten sana sığınırım."
Elbânî, "Sahîhu'l-Câmi'"de 'hadis, hasendir' demiştir.
Hadis: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkmak istediğinde vedâ ederken şöyle derdi:
“Dînini, emânetini ve işlerinin âkibetini Allah’a emânet ederim.”
Ahmed ve Tirmizî rivâyet etmişler, Bkz. Sahîh-i Tirmizî: 2/155).
Hadis: "Bir şey Allah'a emânet edilirse, onu korur."
Elbânî, "Sahîhu'l-Câmi'"de 'hadis, sahihtir' demiştir.
Hadis: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:
"Allah'ın hakkını gözet ki, O'nu önünde bulasın."
Tirmizî; Bkz. "Sahîh-i Tirmizî": (4/667).
Sözünün anlamı şudur:
"Kim Allah'ın hududunu korur, haklarını gözetirse, bütün hallerinde Allah'ın yardımını, muhafazasını, muvaffak kılmasını ve desteğini yanında bulur.Şüphesiz ki Allah, takvâ sahipleriyle beraberdir. Onlar ki iyilik eden kimselerdir."
Hadis: Katâde -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Kim, Allah'tan korkarsa, Allah onun yanında olur. Allah kimin yanında olursa, o, yenilmez bir ordu, uyumayan koruyucu ve sapmayan hidâyet edici ile beraber demektir."
Bkz.: "Câmiu'l-Ulûm vel-Hikem; s: 465-471
ALLAH' IN KORUMASI (ÜÇÜNCÜ TÜR)
5. Allah Allah yolunda cihad edeni hüzün ve kederden korur.
Hadis: Cihad Edeni Allah Korur
Allah yolunda cihad ediniz. Çünkü Allah yolundaki cihad, Cennet kapılarından bir kapıdır ki, Allah onun sebebiyle (mücâhidi) hüzün ve kederden korur."
Ahmet Bin Hanbel
ANLAŞILAN :
ALLAH' IN KORUMASI
1. Allah Teâlâ'nın, kulunun bedenini, çocuğunu, eşini ve malını muhafazası gibi dünya işleriyle ilgili korumasıdır.
2. Kim, çocukluğunda ve kuvvetli zamanında Allah Teâlâ'nın hakkını muhafaza ederse, yaşlanıp kuvveti zayıfladığında da Allah Teâlâ onu muhafaza eder. Onu işitmesiyle, görmesiyle, kuvvetiyle ve aklıyla faydalandırır.
Allah Teâlâ, kulun sâlih olması sebebiyle ölümünden sonra da neslini muhafaza eder.
3. Allah Teâlâ'nın emrini gözetmeyeni ise, o kimse fayda ümit etse bile, zarara veya sıkıntıya uğradığında Allah Teâlâ onu gözetmez.
4. Bu en şerefli ve en kıymetli olanıdır. Allah Teâlâ'nın kulunu, dîni ve îmânı hakkında muhafaza etmesidir. Onu saptırıcı şüphelerden, haram olan şehvetlerden ve ölümü anında îmânsız gitmekten korur.
5. Allah Allah yolunda cihad edeni hüzün ve kederden korur.
EDİNİLMİŞ RAHMET TEFSİRİ
Rahmet Kelime Kökeni
~ Ar raḥma ͭ رحمة [#rḥm msd.] merhamet, esirgeme, şefkat gösterme < Ar raḥima رحم merhamet etti < Ar raḥim رحم ana rahmi, uterus → rahim1
Rahmet İslamda Manası
Rahmet, Şefkat gösterip lutufta bulunma anlamında bir Kur’an terimidir.
Sözlükte masdar olarak “merhamet etmek, severek ve acıyarak korumak”, isim olarak “şefkat, merhamet” anlamına gelir.
Râgıb el-İsfahânî, rahmet kavramının temel mânasının “acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat” olduğunu, Allah’a nisbet edildiğinde merhametin ürünü olan “lutufta bulunma” mânasına alınması gerektiğini söyler (el-Müfredât, “rĥm” md.; ayrıca bk. MERHAMET).
Kaynak: https://www.mumsemaforum.com/konu-disi-basliklar/284948-rahmet-nedir-kisaca-rahmet-terimi.html
Kehf Suresi 65. Ayet: Diyanet Meali:
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Bakara Suresi 2.157. Ayet: Diyanet Meali:
İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
Ali İmran Suresi 3.8. Ayet: Diyanet Meali:
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."
Ali İmran Suresi 3.74. Ayet: Diyanet Meali:
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
ANLAŞILAN :
Rahmet, Şefkat gösterip lutufta bulunma anlamında bir Kur’an terimidir.
Sözlükte masdar olarak “merhamet etmek, severek ve acıyarak korumak”, isim olarak “şefkat, merhamet” anlamına gelir.
Rahmet kavramının temel mânasının “acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat” olduğunu, Allah’a nisbet edildiğinde merhametin ürünü olan “lutufta bulunma” mânasına alınması gerektiğini söyler.
Kısacası Rahmet; Allah’ ın günah işleyen kullarını merhamet edip severek, acıyarak ilhamla korumasıdır.
Allah' ın Yardımı Rahmet
Rahmet Gerçek Manası
Kısacası Rahmet; Allah’ ın günah işleyen kullarını merhamet edip severek, acıyarak ilhamla korumasıdır.
Rahmet Edilmesi
Allah kullarına merhamet edip affederse Rahmet Meleklerini gönderip onlara ilhamla yardım ettirir. Bu yardım her türlü yardımdır.
Sadece İslam İlmi değildir. Başlarına gelecek bir beladan kurtarmakta olabilir.
Allah Namazda Meleklerle rahmet eder; Namaz kıldığından dolayı affetmektir.
Gerek Kuran okuyanlara Rahmet eder; İslamı öğrendikleri için Rahmet eder.
Gerekse affettiği kullarına yağmurlarla inen meleklerle Rahmet eder; İyi bir şey yapan Allah yoluna dönen kullara yardımdır.
Bu melekler yeryüzünü gezerek Allah' ın affettiği kulları bulurlar ve onlara Allah’ ın izni ile yardım ilham ederler. Böylece gaflete düşmüş kullar selamet bulur.
ALLAH' A KENDİNİ TESLİM ETMENİN HÜKMÜ
İslam' ın Velileri (İsanoğlunun Velileridir)
Veli (Allah' ın Takvalı Alimi): Veliler genel olarak tasavvuf düşüncesindedir.
Veli Kelime Kökeni: Arapça wly kökünden gelen walī ولى "yakın, yanında duran, yardımcı, bakan, gözeten, yöneten, arkadaş, sponsor" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça waliya "yakın idi, dost idi, veli idi" fiilinin sıfatıdır.
Veliler imanlı, ibadetli, takvalı ve sünnetli kimselerdir, yasaklardan titizlikle kaçınan, şehvet ve lezzet zaaflarına düşmekten uzak duran kimsedir.
Evliyalik (Allah' ın Dostları): Bu kelimenin Türkçe karşılığı, Allah’ın dostları demek olan veliler demektir. İnsanın ruhen Fenâ ve Bekâya ermesi demektir.
Bakara Suresi 2.112. Ayet: Diyanet Meali:
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara Suresi 2.128. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.
Enam Suresi 6.14. Ayet: Diyanet Meali:
De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim." De ki: "Bana, (Allah'a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma (denildi)."
Hac Suresi 22.34. Ayet: Diyanet Meali:
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
Lukman Suresi 31.22. Ayet: Diyanet Meali:
Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.
Zumer Suresi 39.54. Ayet: Diyanet Meali:
Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
ANLAŞILAN :
Allah' a Teslim Olmak/Velilik
Veli, yakın, yardımcı veya arkadaş demektir.
Bu kelimenin Türkçe karşılığı, Allah’ın dostları demek olan veliler demektir. İnsanın ruhen Fenâ ve Bekâya ermesi demektir.
Allah' a teslim olmuş zatlara Veli denilir.
Peygamber Efendimizde kendini Allah' a teslim etmiştir.
Allah sınava müdahale etmez, yanlız kendini Allah' a teslim edene yardım edilir. Bu yardım ilim öğretilmesidir. Ve görevler vermesidir.
Yoksa Allah' ın kullara yardımı ayrı birşeydir.
Velilerin Kendini Teslimi ve Görevleri
Veliler kendini Allah' a teslim ettikleri için Allah' tan yardım alırlar. Allah' tan aldıkları ilim ile kullara velilik yaparlar.
Allah' tan bir bilgi, bir ilim veya mucize isterlerse Allah' ın emri ile verilen görevleri yaparlar. Allah' ın verdiği görevlerden dolayı suçlanamazlar ve sevap yazılır.
Veliliğin Fazileti
Kim nefsini Allah' a teslim ederse Allah ona yardım eder. Aksi halde yardım edilmez. Burada Allah' ın ilim ve kudreti ile desteklemesi kastedilmektedir. Yoksa Allah' ın yarattıklarına dua ile dilediği kişilere kendi ve İslam dini ile yardımı vardır.
Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.
ALLAH (C.C.)' NÜN RAHMET MELEKLERİ İLE KULLARINA YARDIMI
Rad Suresi 11. Ayet: Diyanet Meali
Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.
Hadis: İnsanoğluna şeytanın bir dokunması olduğu gibi, meleğin de dokunması vardır. Şeytanın dokunması şerri vaat etme ve hakkı yalanlamadır. Meleğin dokunması ise hayrı vaat etme ve hakkı doğrulamadır. Tirmizi 3172
ANLAŞILAN :
Müslümanların önünden ve arkasından giden ve Müslümanları koruyan iki adet takipçi melekler vardır. Allah' ın izni ile onu hem korur, hemde rahmet ederler.
BAŞIMIZA GELEN HERŞEY ALLAH (C. C.) ' DEN Mİ?
İYİLİK VE KÖTÜLÜK ALLAH' TAN MI AYETLER
Kehf Suresi 18.7. Ayet: Diyanet Meali:
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Nisa Suresi 4.78-79. Ayet: Diyanet Meali:
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
ANLAŞILAN :
Biz aklımız ve nefsimizle yani irademizle sınavdayız. Nasıl ki sevap ve günahları biz yapıyorsak, başımızdan geçenlerde bizim hatalarımızdır.
Birini öldürmek günahtır. Zina etmek günahtır. Hırsızlık günahtır. Trafikte hatalı araç kullanırsak kazayı kendimiz yaparız.
Bunları biz kendimiz yaparız.
Başımıza gelen herşeyi Allah (c. c.) 'den bilemeyiz.
Bize gelen her iyiliği Allah' tan bilin. Ama kötülük Allah' tan değil bizim kendi kötü amellerimiz sonucu günahlarımız veya yaşadığımız kötü şeylerdir.
Yani ne edersin kendine, edersin kendi kendine...
ALLAH BİR KULU SEVDİMİ ONU DÜNYADAN UZAKLAŞTIRIR
Hadis: Allah bir kulu sevdimi
“Allah, bir kulu sevdiği zaman onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinizin hastasını sudan korumaya devam etmesi gibi.”
(Tirmizî, Tıbb 1, hadis no: 2107)
ANLAŞILAN :
Allah sevdiği kulunu kendine yaklaştırır, dünyadan uzaklaştırır.
Allah sevmediği kulunu kendinden uzaklaştırır, dünyaya yaklaştırır.
ALLAH (C. C.) ' IN KULLARINA TAVRI
KONU HAKKINDA AYETLER
Hucurat Suresi 13. Ayet: Diyanet Meali
Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.
KONU HAKKINDA HADİSLER
Hadis: Kalp ve Amele bakar
"Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar."
(Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)
Hadis: Allah' a Olan İnancınız Size Kazançtır
Cenâb-ı Hak, “Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.”buyuruyor.
Buhârî, Tevhid, 15 (Bedîüzzaman’ın tercümesiyle-Sözler, s. 39).
Hadis: Nasıl yaklaşırsa öğle muamele
Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Allah Teala Hazretleri diyor ki: Ben, kulumun benim hakkımda yaptığı zanna göreyim. O, beni zikretti mi onunla beraberim. Eğer o beni nefsinde zikrederse ben de onu onunkinden daha hayırlı bir cemaat içerisinde zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım, o bana bir zira' yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim." [Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Da'avat 142, (3598)]
ANLAŞILAN :
Allah kendisini seven ve inancında eksiklik olmayanla, şüphesi olan veya inanmayan kulu bir tutulmaz.
En değerli olan İnancı en yüksek olan ve salih amelleri en fazla olandır. O’na itaatsizlikten, günahlardan en fazla sakınanınızdır. (Takva)
En değersiz olanlarda fasıklar ve kafirlerdir.
Kulu Allah’ ı nasıl tanırsa, Allah ona öyle muamele eder. Yani hakedene hakettiği kadar muamele edilir.
RABBİM BİZLERE SELÂM VERİYOR
Enam Suresi 54. Ayet:
Selam olsun Allah'ın ayetlerine inanalara
Araf Suresi 46. Ayet:
Selam olsun Cennetliklere
Tevbe Suresi 9-10. Ayet:
Selam olsun iman edip salih amel işleyenlere
Rad Suresi 24. Ayet:
Selam olsun sabredenlere,direnenlere
Taha Suresi 47. Ayet:
Selam olsun hidayete-Kur'an'a tabi olanlara
ANLAŞILAN :
Selam olsun Allah'ın ayetlerine inanalara, Selam olsun Cennetliklere, Selam olsun iman edip salih amel işleyenlere, Selam olsun sabredenlere,direnenlere, Selam olsun hidayete-Kur'an'a tabi olanlara, işte bunları yapanlara Allah selam veriyor...
ALLAH TEKTİR, BAŞKADA İLAH YOKTUR
Ehad Manası
"Tektir" diye mana verilen "Ehad" kelimesi, "birlik" anlamına gelen vahd veya vahdet kökünden türetilmiş bir isimdir (Ebû Hayyân, VIII, 528). Sıfat olarak Allah'a nispet edildiğinde O'nun birliğini, tekliğini ve eşsizliğini ifade eder.
ALLAH TEKTİR VE BİRDİR KONUSU HAKKINDA AYETLER
Saffat Suresi 37.4. Ayet: Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Ki ilâhınız birdir sizin.
Bakara Suresi 2.163. Ayet: Diyanet Meali:
Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir.
Bakara Suresi 2.255. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.
Ali İmran Suresi 3.2. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.
İhlas Suresi 112.1. Ayet: Diyanet Meali
De ki: "O, Allah'tır, bir tektir."
Enam Suresi 6.163. Ayet: Diyanet Meali:
O'nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.
ANLAŞILAN :
Önce Allah' a tanrı dediler. Sonra Allah' a Rab dediler. Sonra İlah, sonra da Allah dediler.
Tanrı ilah demektir.
Rab, bir şeyi yetkinlik noktasına varıncaya kadar kademe kademe inşa edip geliştirmek demektir.
İlah, ilim öğreten demektir.
Kuranda bu kelimeler Allah' ı ifade etmek için kullanılmaktadır. Ama bizi yaratan, rızık veren, taptığımız yani kulluk ettiğimiz, yaratıcımızın esas adı Allah İsmidir. Allah ismi yaratıcımıza hastır, başka bir yerde kullanılamaz veya başka bir manası yoktur.
Rabbinizin adı Allah (c. c.)' dür. Rabbinizin şanı yücedir.
Allah' ın diğer isimleri diğe bilinen sıfatları Esma-ul Hüsna' sıdır.
Allah, 18 bin alemin yaratıcısıdır.
Allah tek ve birdir. Allah' tan başka ilah yoktur. Allah eşi benzeri olmayan eşsizdir. Allah sizin yani tüm kulların rabbidir.
İlahlık adıyla Kainatta gezenler yalancıdır. Çünkü Allah tektir ve birdir.
BU DÜNYADA ALLAH' I GÖREMEZSİNİZ
ALLAH' I GÖRMEL HAKKINDA AYETLER
Araf Suresi 7.143. Ayet: Diyanet Meali:
Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.
Şura Suresi 42.51. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali İmran Suresi 3.9. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez.
ANLAŞILAN :
Siz Bu Dünyada Allah' ı Asla Göremezsiniz
Biz bu dünyada Allah' ı göremeyiz.
Allah bizi bu dünyada sınava tabi tuttuğu, bu deneme, sınav vesilesi olduğu için bize kendini göstermez.
Allah Kuranda Hz. Musa hakkındaki ayetlerde Beni bu dünyada asla göremezsin diye hüküm bildirip, göremeyeceğine dair vaadde bulunmuştur.
Ancak bir insanla vahiy yoluyla veya bir perde arkasından konuşur.
Demek ki Allah bu dünyada bize kendisini göstermeyecektir.
Peygamber Efendimizde miraçta İlliyün cennetinde parlak bir nur gördüğünü söylemiştir.
Allah' ın ancak nurunu görmüştür. Buda bir perde arkası yani kendisini göstermeden görüşmedir. Allah' ı direk olarak gören yoktur.
Bu dünyada Allah olduğunu iddia ederek gezenler asla Allah değildir.
Bu dünyada gördükleriniz Allah değildir. Deccal Allah değildir.
Kafir, şirkçi ve yalancılardan ibarettir.
ALLAH (C. C.) BU DÜNYADA BAZILARIMIZLA BİR PERDE ARKASINDAN GÖRÜŞÜR
ALLAH (C. C.) BU DÜNYADA BİZE KENDİSİNİ GÖSTERMEZ
Biz Bu Dünyada Allah' ı Kesinlikle Göremeyiz
Araf Suresi 7.143. Ayet: Diyanet Meali:
Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.
Bizimle Bir Perde Arkasından Konuşur
Şura Suresi 42.51.Ayet: Diyanet Meali:
Allah(c. c.) , bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
ANLAŞILAN :
Allah Kendisini göstermez, Bir Perde Arkasından Görüşür
Allah Kuran' da bize bu dünyada kesinlikle kendisini göstermeyeceğini bildiriyor.
Allah bir insan veya bir cinle ancak bir perde arkasından görüşür.
Yani Allah (c. c.) bize görünmez, direk olarak konuşmaz.
Bir perde arkasından göürüşür. Bu perde nedir, belki gözümğzün perdesi kasdedilerek Allah' ın bize görünmeyeceği bildiriliyor.
Belki farklı görüntülerde gelerek bize kendisini göstermeden bizimle konuşabileceği kastedikiyor.
İnsan gözü perdelidir. Herşeyi görmez. Allah' ı da perde açılmadan görünmez. Allah bize bu dünyada kendisine göstermez. Sınav böyle görmeden inanmalıyız.
Allah'ın Görüştükleri
Allah (c. c.) Hz. Süleyman' la mabedinde perde arkasından konuştu.
Allah (c. c.) Hz. Musa 40 günlüğüne ibadet için Tur Dağıma çıktığımda bir perde arkasından görüştü. Kendisini göstermedi.
Allah (c. c.) Hz. Muhammed (S. a. v.) ile Miraçta yani Cennette en üst katında Direk kendisini gçstermeden konuştu. Peygamber efendimiz miraçtan sonra parlak bir nur gördüm demiştir.
Yani Allah bir perde arkasından görüştü.
Gökten yere bütün işleri Allah yürütür. Bunuda peygamberlerine, adamlarına ve meleklerine yaptırır. Direk okarak görüştüğü bilinen yukarda yazan üç peygamber vardır.
Allah (K. s.) Kuddusi Sırrı olan Veli/Evliyalarla da görüşür. Lakin onlarda Allah' ı görmüş değildir.
Bir perde arkasından görüşülür.
Burada önemli olan Allah(c.c.)' ı görmemektir. Çünkü bu dünyada Allah bize kendisini göstermez.
Zikir Meclislerine Allah Gelir mi?
Yukarıda bu dünyada Allah' ın bize kendisini göstermeyeceğini, ancak görüşebileceğini anlattık.
Zikir meckislerine gelen İslam dinine göre meleklerdir. Melekler zikredenlere dua eder, rahmet eder ve bakarlar. Böylece nurlanırsınız.
Bu nedenle kendinizi yi hisseder ve mutlu olursunuz.
Zikirde gördüğünüz görüntüler meleklerin size rahmeti, yardımıdır. Size bazı belardandan kurtarmak içindir.
Bunalrı yapın ki felaha eresiniz.
Zikirde Allah' ım diyen başkası da olabilir. Bazı kafir iblisler, cinler bunu yapabilir. Görüştüğünüzün Allah olduğundan emin olamazsınız. Bu nedenle şüpheli olanı terkedip, salih olana inanmak gerekir.
ARŞ NERDEDİR
Arş Sözlükte Manası
ad İslam inanışına göre göklerin en yükseği, dokuzuncu gök, Tanrı’nın katı. Ayrıca mecazi olarak “hükümranlık, şan, şeref ve taht” anlamlarına da gelir.
ANLAŞILAN :
Kurana göre Allah Arş ta dır.
Arş İslam inanışına göre göklerin en yükseği, dokuzuncu gök, Tanrı’nın katı demektir, Allah' ın Yeri de İlliyün Cennetidir, İlliyün Cenenneti de Arş tadır.
Yani Allah Dünyanın dışında Uzay da olan Cennette dir. Dünyadan yüksektir.
ALLAH CENNETTE DEĞİL, ARŞTADIR
Miraç Arapça Ne Demek:
1. Merdiven.
2. Göğe çıkan. Hz. Muhammed (s.a.s)’in göğe çıktığı gece ki, Recep ayının 27’sine rastlayan kandil gecesidir. O gecede 5 vakit namaz farz kılınmıştır.
İsrâ hâdisesi, hicretten 18 ay evvel vukû bulmuştur. Ayet-i kerîme ve hadis-i şerifler ışığında Mîrâc’ta vukû bulan tüm hâdiseler…
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.) Miraç' ta (Göğe Yükseldiğinde) Cennet ve Cehennemi görmüştür.
MİRAÇ HAKKINDA AYETLER
Miraç Ayeti: Peygamberimizin Burakla Mekke' den Kudüs' e Gidişi
İsra Suresi 1. Ayet: Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Necm Sûresi 1. Ayet: “İnmekte olan yıldıza[1] and olsun.”
Necm Suresi 2-7. Ayet: “Sâhibiniz (Muhammed Mustafâ) sapmadı ve bâtıla inanmadı. O, arzûsuna göre de konuşmamaktadır. O’nun konuşması vahiyden başka bir şey değildir. Çünkü (bildirdiklerini)O’na güçlü, kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (olan Cebrâîl, Rabbinin emri üzere) öğretti. Sonra en yüksek ufukta (Sidretü’l-Müntehâ’da) iken asıl şekliyle istivâ etti (doğruldu).”
Necm Suresi 8. Ayet: “Sonra yaklaştı ve tedellî etti.”
Necm Suresi 9. Ayet: “(Muhammed Mustafâ ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu.”
Necm Suresi 10. Ayet: “Allâh o anda kuluna vahyini bildirdi.”
Necm Suresi 11-12. Ayet: “(Muhammed Mustafâ’nın) gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Ey inkârcılar!) O’nun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız?”
Necm Suresi 13-14. Ayet: “And olsun ki (Muhammed Mustafâ), onu (Cebrâîl’i) Sidretü’l-Müntehâ’da bir defâ daha gördü.”
Necm Suresi 15-16. Ayet: “Orada Me’vâ cenneti vardır. O Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.”
Necm Suresi 17-18. Ayet: “(Muhammed Mustafâ’nın) gözü, oradan ne kaydı, ne de sınırı aştı. And olsun O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (da) gördü.”
ALLAH' IN YERİ HAKKINDA AYETLER
Mearic Suresi 70.4. Ayet: Diyanet Meali:
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
Hac Suresi 22.47. Ayet: Diyanet Meali:
Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
ALLAH' IN CENNETTE, ARŞTA OLDUĞUNUN DELİLİ AYETLER
Arş Kelime Kökeni:
~ Ar ˁarş عرش [#ˁrş]
1. taht,
2. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram ˁarş ערש taht şeklinde yatak, özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak.
Arş İslamda Manası: Göklerin en üstüdür.
Araf Suresi 54. Ayet: Diyanet Meali:
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.
Taha Suresi 5. Ayet: Diyanet Meali:
Rahmân, Arş'a kurulmuştur.
Araf Suresi 143. Ayet: Diyanet Meali:
Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.
Şura Suresi 51. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Zariyat Suresi 22. Ayet: Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz.
Allah’ ın Yeri Hakkında Hadis
Hadis: "Allah her gece, gecenin ilk üçte biri geçtiğinde dünya semasına iner (rahmet nazarıyla bakar) ve "Melik benim! Melik benim! Var mı bana dua eden, onun duasını kabul eyleyeyim? Var mı benden isteyen, istediğini vereyim? Var mı benden mağfiret dileyen, onu affedeyim?" buyurur. Ve bu hâl tanyeri ağarıncaya kadar böylece devam eder.
Müslim, Musafirin 169
ANLAŞILAN :
Allah' ın Cenneti Arş' tadır
Miraç ayet ve hadislerindende anlaşılacağı üzere Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S. a. v.) Meva cennetlerinin ortasında Sıdretül Münteha kapısından içeri girerek İlliyün cennetinde Allah (c. c.) ile görüşmüş ve bize 5 vakit namaz farz olmuştur.
Ama Allah arşa kurulmuşsa, yeri cennet olamaz.
Melekler ve Cebrail Cennetten Allah (c.c.)' ne elli bin yıl sürelik yol sonucu ulaşabiliyorsa Allah cennette olamaz. Demekki Allah' ın Cenneti Arş ta farklı bir boyutta veya zamanda dır.
Allah' a ulaşmak imkansızdır…
KAİNAT (TÜM SİSTEM)' İ ALLAH (C.C.) YÖNETİR
KONU HAKKINDA AYETLER
Secde Suresi 32.5. Ayet: Diyanet Meali:
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
Araf Suresi 54. Ayet: Diyanet Meali
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.*
Kasas Suresi 68. Ayet: Diyanet Meali
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
ANLAŞILAN :
Tüm sistemi Allah yönetir. Peygamberleri, Adamları Allah seçer. Veli' lere Allah bakar. Melekleri Allah yönetir.
Yukarıda yazanlara emir verende Allah (c.c.)' tır. İslamda emir verenlere de Allah emreder. Yani emir Allah' tandır.
HAKİMİYET ALLAH(c. c.) ' IN DIR
Secde Suresi 32.5. Ayet: Diyanet Meali:
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
Enam Suresi 6.18. Ayet: Diyanet Meali:
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Rad Suresi 13.16. Ayet: Diyanet Meali:
De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" "Allah'tır" de. De ki: "O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?" De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah'a, O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah'ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?" De ki: "Her şeyin yaratıcısı Allah'tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir."
ANLAŞILAN :
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir.
Yaratmak Allah' a mahsustur. Allah herşeyi yaratandır.
Allah herşey üstünde mutlak hakimiyet, güç sahibidir.
Allah' a hesap soracak, yaptıklarına karşı gelecek yoktur.
Nasıl ki bir kral ülkesinde tek mutlak güçse ve ne emrederse yapılırsa Allah da o dur.
Yaptıkkarı sorgulanamaz. Bize iman ve ibadet düşer.
Allah' ın emrettiği ise islamdır.
Bize islamdan sorulacaktır.
ALLAH' IN KAİNATI YÖNETMESİ
ALLAH HER GÖREVLİYE EMREDENDİR
Araf Suresi 7.54. Ayet: Diyanet Meali
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.
PEYGAMBERİN GÖREVİ
Bakara Suresi 2.129.Ayet: Diyanet Meali:
Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
Maide Suresi 5.48. Ayet: Diyanet Meali
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
Casiye Suresi 45.18. Ayet: Diyanet Meali (Yeni)
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
ADAM' IN GÖREVİ
Kehf Suresi: 65. Ayet: Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Kehf Suresi 66. Ayet: Musa ona: "Allah'ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi.
Kehf Suresi 67. Ayet: (Adam) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.
Kehf Suresi 68. Ayet: "İç yüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"
Kehf Suresi 69. Ayet: Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi.
Kehf Suresi 70. Ayet: (Adam) dedi ki: "O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"
Kehf Suresi 71. Ayet: Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."
Kehf Suresi 72. Ayet: (Adam:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Kehf Suresi 73. Ayet: Musa dedi ki: "Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma."
Kehf Suresi 74. Ayet: Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.
Kehf Suresi 75. Ayet: Adam dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"
Kehf Suresi 76. Ayet: (Musa) dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.
Kehf Suresi 77. Ayet: Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
Kehf Suresi 78. Ayet: Adam dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."
Kehf Suresi 79. Ayet: "Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
Kehf Suresi 80. Ayet: "Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."
Kehf Suresi 81. Ayet: "İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin."
Kehf Suresi 82. Ayet: "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."
MELEKLERİN GÖREVİ
Fatır Suresi 35.1. Ayet: Diyanet Meali
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
ALLAH HERKESE İSLAM DİNİNİ EMREDER
Maide Suresi 5.48. Ayet: Diyanet Meali
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
ANLAŞILAN :
Allah Herkese Emreder
Allah tüm görevlilerine emredendir. Bazılarına direk emreder, bazılarının görevleri İslam Dininde bellidir. O da Allah' ın emriyledir.
Peygamberin Görevi
Peygamberin esas görevi din işilerini yürütmektir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.)' e Kuran-ı Kerim Kitabı ve Hadisler verilmiştir. Bunlarla sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğretendir.
Ayrıca Allah' ın emri İslam' la hükmetme yetkisi verilmiştir.
Adam' ın Görevi
Adam' ın görevi Allah' tan aldığı iyi veya kötü tüm emirleri yerine getirmektir.
Meleklerin Görevi
Melekler Allah' ın İslam' ı uygulamak için yarattığı elçilerdir.
Allah Herkese İslam Dinini Emreder
Allah her kuluna İslam Dinini (Kuran ve Hadisler) emreder.
ALLAH' IN HERŞEYİ ÖNCEDEN BİLMESİ, KAİNATTAKİ HERŞEYİ TAKİP ETMESİ, EDEBİLMESİ
Gayb Bilgisi: Gayb geleceği ve bilinmeyen herşeyi bilmektir.
Secde Suresi 5. Ayet: Diyanet Meali:
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
Secde Suresi 6. Ayet: Diyanet Meali:
İşte Allah, gaybı da görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
Ali İmran Suresi 119. Ayet: Diyanet Meali:
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
Ali İmran Suresi 154. Ayet: Diyanet Meali:
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."
Maide Suresi 7. Ayet: Diyanet Meali:
Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Bakara Suresi 33. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, şöyle dedi: "Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle." Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.
Bakara Suresi 77. Ayet: Diyanet Meali:
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
Bakara Suresi 284. Ayet: Diyanet Meali:
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
ANLAŞILAN :
Allah (c. c.) herşeyi önceden bilir, bunada kader denilir.
Allah (c. c.) Gaybı da bilendir.
Gaybı bilen herşeyi bilir.
Allah (c. c.) gizlediğimiz kimseye söylemediğimiz veya söyleyemediğimizi de bilir, söylediğiniz ve yaptıklarınızıda bilir.
Allah (c.c.) kâinatta yapılan bütün işleri melekleri aracılığıyla yürütür.
Allah (c. c.) ' nün birşeyi bilmek için bilgi toplamaya ihtiyacı yoktur. Bunlar birer deneme ve sınav vesilesidir.
Cahiliye devrindeki gibi Allah (c. c.)' ne iftira atmayınız. Allah herşeyi bilir.
Allah (c. c.) hepimizi hidayetinden yoksun kılmasın... Amin
İSLAMDA VAAT/VAAD KELİME KÖKENİ
Vaat Kelime Kökeni ~ Ar waˁd وعد [#wˁd msd.] söz verme < Ar waˁada وعد söz verdi
Allah Cennet ve Cehennemi Ödül ve Ceza olarak Vaad Ediyor
Nisa Suresi (95-96). Ayet: Diyanet Meali:
Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 68. Ayet: Diyanet Meali:
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
Ali İmran Suresi 9. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez.
Ali İmran Suresi 194. Ayet: Diyanet Meali:
Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin.
Maide Suresi 9. Ayet: Hasan Basri Çantay Meali:
Allah îman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlara va'd etdi: Onlar için bir mağfiret ve çok büyük bir mükâfat vardır.
Tevbe Süresi 77. Ayet: Diyanet Meali:
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
ANLAŞILAN :
Allah müminlere cenneti kafirlere cehennemi vaad ediyor.
Allah kıyamet gününde yeniden diriltilip toplanmayı vaad ediyor.
Allah vaadinden dönmez...